DANIŞTAY BAŞKANI: ’Ben de dinleniyor muyum’ endişesi toplumda ciddi bir güven bunalımı yarattı. Bu güven bunalımı en kısa sürede telafi edilmeli
ANKARA BAROSU: Türkiye hızla otokrat bir rejime doğru sürükleniyor
ANKARA - Adalet Bakanlığı müfettişlerinin aldıkları kararlarla, aralarında İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in de olduğu 56 hakim ve savcının telefonlarını dinleyerek takip etmesi ve ortam dinlemesi yapılmasına yargıdan tepki gelmeye devam ediyor. Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, dün bir konferansta yaptığı konuşmada sert tepki gösterdi:
YARGI BAĞIMSIZ DEĞİL
Bugün üç başlı bir sistemde yargı bağımsızlığı olduğunu, kuvvetler ayrılığı olduğunu hiç kimse iddia edemez. Yargı bağımsızlığından, kuvvetler ayrılığından bahsetmek mümkün değil. Bunların mutlaka düzelmesi gerekir. Bugün Yargıtay’ın telefonları dinleniyor. Bu telefonlar kime ait olursa olsun sonuçta Yargıtay’ın telefonları, Yargıtay’ın tüzel kişiliğinin telefonlarıdır. Yargıtay bağımsız bir kurumdur. Birinci Başkanlık Kurulu’nun bilgisi olmadan böyle bir dinleme yapmak nasıl mümkün oluyor? Bir ilin Cumhuriyet Savcısı dinleniyor. Çok önemli bir soruşturmanın başında olan insan dinleniyor. Olayın vahameti için hiçbir şey söylemeye gerek yok. İlgililer kimse, buradan bir kez daha uyarıyorum: Hukuka aykırı işlemlerden, yargının bağımsızlığını zedeleyecek, kuvvetler ayrılığına aykırı düşecek faaliyetlerden, davranışlardan vazgeçsinler.”
ANAYASAL HAK İHLALİ
Dinleme skandalına Danıştay Başkanı Mustafa Birden de büyük tepki gösterdi: “Haberleşme özgürlüğü ve özel hayatın gizliliğine ilişkin anayasal temel hak ve özgürlüklerde ciddi bir aşınma ve ihlal var. ’Ben de dinleniyor muyum’yolundaki endişe ve korkular toplumda ciddi bir güven bunalımı yarattı. Her gün yeni bir ses ve görüntü kaydı internet ortamında, haber ve yayın organlarında yer alıyor. Yargı mensuplarının dinlenilmesi, fiziki takibe alınması, yazılı ve görsel basında haber ve görüntülerine sıklıkla yer verilmesi yargıyı kontrol etme ve üzerinde etkili olma gayesinden başka bir şey değildir. Toplumda oluşturulan güven bunalımı en kısa sürede telafi edilmeli, en etkili ağızlardan kamuoyunu tatmin edici açıklamalar yapılmalıdır.” Ankara Barosu Yönetim Kurulu’ndan da zehir zemberek bir açıklama geldi: “Adalet Bakanına bağlı müfettişlerin, yargıç ve savcılar hakkında dinletme kararı verilmesini sağlamaları ve ardından inceleme yapmaları, yargı üzerindeki baskıların giderek arttığının çok açık bir göstergesi. İllegal telefon dinlemeleri ile yaratılan korku ve kirlenme, basın üzerinde yaratılan baskılar, devletin özerk kimi kuruluşlarının giderek siyasallaşarak tarafsızlıklarını yitirmesi ve siyasi iktidara hizmet eden bir cezalandırma aracına dönüşmesi, Türkiye’nin süratle otokrat bir rejime doğru sürüklenmekte olduğunu göstermektedir.”
ADALET BAKANI SAVUNDU: HAPİSTE SAVCI VE HAKİMLER VAR
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, dinlenmeler sonucunda cezaevine giren yargı mensupları olduğunu söyledi. Gazetecilerin “Var mı” sorusu üzerine “Var tabii cezaevinde olanlar, meslekten ihraç edilenler var”yanıtını verdi. Gazetecilerin isim istemesi üzerine ise “Oturuma grip çıkayım örnek vereceğim” dedi.
Yargı'nın telekulak öfkesi
Dün bir konferansta konuşan Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, ilgilileri uyararak 'Hukuka aykırı işlemlerden, yargının bağımsızlığını zedeleyecek, kuvvetler ayrılığına aykırı düşecek faaliyetlerden vazgeçsinler' dedi.



















