- BBP Genel Başkanı Destici:“Kim birisinin hayatını karartıyorsa onun da hayatının sonlandırılması gerekiyor”

Destici Gül dağıtma
-Destici açıklamalar

( ANKARA ) - BBP Genel Başkanı Destici:-“Kim birisinin hayatını karartıyorsa onun da hayatının sonlandırılması gerekiyor”-“Biz İstanbul Sözleşmesi’nde kadın haklarını iyileştirecek düzenlemelere karşı değiliz” ANKARA

- Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, “Müebbetin bile en fazla yatarı 20-25 sene. Öbür tarafta hayat gidiyor. Kim birisinin hayatını karartıyorsa onun da hayatının karartılması, sonlandırılması gerekiyor. Devlet ya da yargımız hukuk sistemimiz Özgecan Arslan kızımızın hadisesi sonrası olduğu gibi cezayı hapishanelerdekinin vermesini beklememeli” ifadelerini kullandı. Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen programa katıldı ve programda bulunan kadınlara gül dağıttı.
Daha sonrasında bir konuşma yapan Başkan Destici,“Maalesef bu topraklarda da özellikle son yıllarda kadına şiddetin giderek arttığına şahit olduk. Maalesef her yıl yüzlerce kadınımız uğradığı şiddet sonucu hayatını kaybediyor. Öncellikle bu şiddet mağduru kadınlarımızı saygıyla selamlarken şiddet sonucu hayatını kaybeden kadınlarımıza Allahtan rahmet diliyorum. Dün ve önceki gün yaşanan 3 hadise biraz kalbinde yüreğinde hissiyat taşıyan bütün insanlarımızı üzdüğü gibi hüzne boğduğu gibi bizleri de derinden üzdü. Önce samsunda bir annenin 5 yaşındaki evladının gözleri önünde yerlerde sürüklenerek darp edilmesi. Gerçekten o darbın gerçekleştiren şahsın vicdansızın sapığın ruh halini gerçekten anlayamıyoruz. Bu toprakların insanı mert olur. Mert insanı bırakın yere düşmüş bir kadını eşini yere düşmüş düşmanına dahi tekme atmaz. Bu topraklar öyle bir toprak. Nasıl bir duyguya sahipse çocuğunun annesini yerlerde sürükleyerek hem de kafasına yüzüne yüzüne tekme savuruyor. Gerçekten psikolojik bir vaka” dedi.
Ankara’da bir kadının çocukları gözü önünde öldürülmesi olayına değinen Başkan Destici, “Bu da akıl almaz bir hadise. Bütün bunların acısını yüreğimize taşırken aydından gelen bir haber gerçekten bizim aklımızı daha zorlar haber oldu. 92 yaşındaki bir kadınımız annemiz bir sapık tarafından önce tacize uğruyor sonra öldürülüyor. Bunu yapan bir kere bu toprakların insanı olamaz. Türk olamaz, Müslüman olamaz, insan olamaz. Biz ne zaman bu hale geldik. Ne zaman bu tür yaratıklar, sapıklar çıkmaya başladı gerçekten anlayamıyoruz. Bizim için toplumun büyük tehdidi belki de bu. Bizim en çok sorgulayıp üzerinde durup çare üretmemiz gereken hususun bu olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı. İstanbul Sözleşmesi’nin gündeme geldiği yıllarda da bunun yanlış olduğunu ifade ettiklerini hatırlatan Başkan Destici, “Biz İstanbul Sözleşmesi’nde kadın haklarını iyileştirecek, daha ileriye taşıyacak birey olarak kadının hem iş hayatında hem hayatın diğer alanlarında rahatça yaşamasını temin edecek düzenlemelere karşı değiliz .Biz İstanbul Sözleşmesi içinde bizim kültürümüze ve inancımıza uygun olmayan bizim kültürümüzde ve inancımızda yeri olmayan cinsiyetsizlik başta olmak üzere birtakım sapkınların gayri ahlaki davranışların normalmiş gibi gösterilerek bizim toplumumuza empoze edilmesine karşıyız. Özellik gençlerimizin çocuklarımızı evlatlarımızı bunlardan korumak zorundayız. Bu en son Aydın’da yaşanan örnek buna bizi daha mecbur etmektedir” diye konuştu.
Kadına şiddete yönelik cezaların artırılması gerektiğini söyleyen BBP Genel Başkanı Destici, “Müebbetin bile en fazla yatarı 20-25 sene. Öbür tarafta hayat gidiyor. Kim birisinin hayatını karartıyorsa onun da hayatının karartılması, sonlandırılması gerekiyor. Devlet ya da yargımız hukuk sistemimiz Özgecan Arslan kızımızın hadisesi sonrası olduğu gibi cezayı hapishanelerdekilerin vermesini beklememeli. Devletin kendi yargı sistemi kendi hukuk sistemi kendi ceza sistemi bunu yapmalı. Yerine getirmeli. O Aydın’daki sapık caninin cezası ölümden başka ne olabilir ki? Bir de Allahü Teala Kur’an-ı Kerim’de kısasta hayat vardır diyorsa bunun üzerine söz söyleyemeyiz. Biz batı toplumu değiliz. Biz Müslüman Türk toplumuyuz. Bizim kanunlarımız da bizim inancımıza göre olmak zorundadır. Evrensel insan hakları, evrensel ahlak kuralları bunların hiçbirisine itiraz etmiyoruz. Bunların yanında her toplumun kendine has ahlak kuralları, inançları değerleri vardır” şeklinde konuştu.
(Mİ-BC -
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile