Demirtaş, İmralı’dan gelen mektubun Parti Genel Merkezine ulaştığını bildirdi.
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş partisinin grup toplantısında konuştu.
İşte Demirtaş 'ın açıklamalarından satır başları:
Sayın Başbakan ısrarla daha yargılaması bile başlamamış gazetecileri suçlu olarak göstermeye çalışmaktadır. Bir ülkede basın özgürce, istediklerini yazamıyorsa o toplumun gerçeğe ulaşması mümkün değildir. Toplum gerçek bilgiye ulaşamıyorsa, o toplumda demokrasinin gelişmesi imkansızdır.
Sayın Başbakan eğer özgürlüklerden söz ediyorsa ilk el atması gereken nokta basın özgürlüğüdür. Artık, “gazeteciler terörist faaliyette bulundukları için içerideler” sözünü bir kenara bırakmalıdır. Şiddete bulaştığı için hiçbir gazeteci içeride değildir. Sayın Başbakan medyadan bu süreçle ilgili destek isterken medyayı nasıl bir cenderede tuttuğunu da unutmamalıdır.
'ONLARI SAVUNMAK BİZİM GÖREVİMİZ
Geçen yıl Mersin 'de yaptığımız Alevi sorunlarıyla ilgili toplantılarımıza bu yıl da devam ediyoruz. Bu toplantılarda “siz ne diyorsanız noktasına virgülüne kadar onları savunmak bizim görevimizdir” dedik. Bir inanç grubu nereye ibadethane demek istiyorsa orası onların ibadethanesidir. Nokta…
“BU ALLAH 'IN DEĞİL DEVLETİN DİNİDİR”
Ankara 'da bir hutbe yazılıyor Türkiye 'nin her camisinde bu hutbe okunuyor. Camide ne konuşulacağına devlet karar veriliyor. Bu Allah 'ın dini değil, bu devletin dinidir. Bu devletin dayattığı dindir.
Her inanç grubu devletten eşit desteği görmüyorsa orada kültürel soykırım vardır. Yüzyıllardır Alevilerin uğradığı budur. Biz siyasetçi olarak bu durumdan utanırken yöneticiler çıkmış Alevi yurttaşlarımızın gözünün içine baka baka “Hayır siz orada değil burada ibadet edebilirsiniz” diyorlar.
Alevi toplumunun da kendi içinde birliği beraberliğini sağlaması gerekir. Yavuz 'dan bu yana Alevi toplumunun başına ne geldiyse birlik beraberliğini sağlayamadığı için gelmiştir. Bu birlik, Türkiye demokrasisi açısından büyük güç olacaktır. Kendine Alevi demekten ürken bir siyasi kimliğin Alevi yurttaşlarımıza vereceği bir şey yoktur. Sünni vatandaşlarımızda, çok görünür olmasa da, “Alevinin evinde yemek yenmez” anlayışı, Alevilerde ise “Bizi yine katledebilirler” korkusu vardır. Bütün bunları aşmamız lazım. Cemevlerini savunmak Sunni yurttaşlara, başörtüsü özgürlüğünü savunmak da Alevilere düşmektedir. Her birimiz ötekinin hakkına hukukuna saygı göstermeliyiz.
İMRALI SÜRECİ
Neredeyse iki aydır Türkiye 'de birinci gündem 'İmralı süreci ' olarak ifade ettiğimiz Öcalan 'la hükümet arasındaki görüşmelerdir. Biz de bu sürece katkı sunuyoruz. Hepimiz bu sürecin müzakereye dönüşmesi müzakerelerin de kalıcı bir barışa dönüşmesi için çalışmalarımız sürdürüyoruz.
Kamuoyunun bu kadar ilgi göstermesi barışa olan özlemdir. Herkes artık barış gelsin diyor. Bu müzakerelerin barışı getireceğine de herkes inanıyor. Şimdi Ak Parti hükümeti kendini merkez koyarak ülkeye barışı tek başına getiremeyeceğini biliyor. Ama bunu kendi partisinin oylarına tahvil etmenin telaşını yaşıyor. Biz ise oylarımıza bakmayalım diyoruz. Biz oya bakarsak ilk tökezlemede barıştan vazgeçmemiz gerekir.
“BU BİZDE KAYGI UYANDIRIYOR”
Bütün katkı sunan kesimleri yok saymak işin siyasi rantını hesap etmektir. Bu hesapçılık bizde bir kaygı uyandırıyor. İkinci kaygı noktamız ise, hükümetin yol haritası henüz netleşmiş değildir. Barış barış demekle de barışın gelmeyeceğini biliyoruz. İmralı 'ya giden siyasi heyetlerimiz bu anlayışa katkı sağlamak için gitmişlerdir. Süreç kritik aşamalarda sağlam iplerle bağlanmak isteniyorsa hükümetin söylemi üslubu belirleyici olacaktır.
“ÖCALAN 'IN MEKTUBU PARTİMİZE ULAŞTI”
İmralı 'dan Öcalan 'ın yazdığı mektuplar partimize ulaştı. Süreci en hızlı şekilde gerçekleştirmek için üzerimize düşen görevi yapacağız. Hazırlıklarımızı belki üçüncü bir heyetle İmralı 'ya iletilmek üzere yapacağız.
“AK PARTİ 'Yİ DEĞİL SÜRECİ DESTEKLİYORUZ”
Biz bu süreci barış girişimlerini, destekliyoruz. AK Parti 'yi desteklemiyoruz. Biz mevcut yetki Ak Parti 'de olduğu için bu partiyle birlikte sorunu nasıl çözüme kavuşturacağımıza ilişkin görüşmelerimiz yaparız. Ak Parti ile barışa ilişkin beraber çalışmak önümüzdeki seçimde Ak Parti 'yi sandığa gömmemek için bir gerekçe değildir. Biz kendi politikalarımıza güveniyoruz. 11 yıllık iktidarın ne yaptıklarını biliyoruz. Şimdi AK Parti iktidarı stratejik bir zihniyet değişikliğine gidecek mi gitmeyecek mi onu göreceğiz.
Köklü bir zihniyet değişikliği olmadan bu sorunu çözerim anlayışı dayatılırsa bizim kaygımız odur ki buradan demokrasi ve özgürlük çıkmayacaktır. Kürt sorununu yaratan zihniyet bugün bize demokrasi dersi veremez. Bu süreç, elit sınıfların hegemonyasına karşı yapıyoruz. Bu ülke kimsenin tapulu malı değildir.
“ET VE TIRNAK DEĞİLİZ”
Çanakkale 'de beraber savaştık deniyor. Şimdi orada yatan bir Muşlu 'ya sorsak sen neden burada savaşıp öldün diye. Bütün ülke Türk olsun diye mi savaştın… biz tarihi uyduruk inkılap tarihi kitaplarından öğrenmedik. Çizgi film kahramanları gibi bunlar . çizgi film kahramanları bile bundan daha ciddi. Yıl 2013… Hakkari 'de, Batman 'da yaşananlardan haberi olmayanlar ha bire biz kardeşiz sizinle deyip kendini yaşatmaya çalışıyor.
Biz et ve tırnak değiliz. Biz iki ayrı eşit onurlu millet olduğumuzu savunuyoruz. Tarih kitaplarına Türkler orta asyadan Anadolu 'ya gelmiştir diye yazıyor. Benim çocuğum o tarih kitabını okurken kendi tarihini görüyor mu? Bir Kürt, Arap, Ermeni Türk vatandaşı tarih kitabını okuduğunda kendi görüyor mu. Kitaplar da iki yerde Kürt sözcüğü geçiyor o da zararlı cemiyetlerde. Üç partinin buluştuğu nokta Türk etnik milliyetçiliğidir. Öyle ayak altına aldıkları filan da yok. ayrı partiler kurmuşlar ama zaman ve para israfı. Tek parti altına birleşin Recep Tayyip Erdoğan Genel başkan, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli de yardımcıları olsun öyle devam edin…
Erdoğan'dan iki özür bekliyorum
İşte o konuşmadan satır başları...
2B arazilerinin fiyatlarını Antalya'da CHP'li bürokratlar belirledi diyorlar. Allah aşkına CHP'li bürokrat mı bıraktınız kamuda. Direnin kazanacaksınız 2B mağdurları. Biz de sizin yanınızdayız.
10 yıl önce domates 1 lira 10 yıl sonra aynı fiyat. Elektrik ilaç gübreye zam üstüne zam.
Bugün Erdoğan konuşmasının büyük bir kısmında milliyetçilikten bahsetti. Kıvıracak ya tam bir saat konuştu. Ama kıvırma bunun sorumlusu ben değilim. İnsanın insan olduğundan kaynaklı hakları vardır.
'AKP'NİN ŞÖYLE BİR ÖZELLİĞİ VAR:'
Biz insana değer veririz ve onun değerlerine de değer veririz. İnançlarına kimliğine düşüncelerine değer veririz. Biz insana böyle bakarız. İnsan kendi kimliğini belirleme özgürlüğüne sahip değil. Anne ve babasını seçme hakkına sahip değil. Bütün demokrasilerin kabul edildiği haklar var. İnsanlar milliyetiyle gurur duyar. Vatanımı seviyorum, bayrağımı seviyorum diyen insanlar milliyetçilikten bunları anlıyorsa ben de CHP lideri olarak bunu anlıyorum. Hiç kimsenin milliyeti ya da ırkını aşağılayan ifade kullanmaması çok önemlidir. Herkesin kimliği herkesin şerefidir. AKP'nin şöyle bir özelliği var; gerek AKP hükümetinin gerek partisinin bir misyonu var. Recep Tayyip Erdoğan'ın devirdiği çamları düzeltme görevi. Efendim o bunu demek istedi şunu dedi falan. Ve artık alay konusu olmaya başladı. Efendim sayın Başbakan böyle demek istemedi diyen kimse kalmadı. Sözün başı da belli sonu da belli.
Adamın biri müthiş yalancı. Toplumda itibar kaybetmeye başlamış. Gitmiş birine demiş ki sen gel benim yanıma da beni düzeltirsin demiş. Olur demiş. Bir ok attım kuş oldu demiş. Sonra bir ok attım helva olmuş. Yanındaki adam da demiş ki tamam oku bulduk, kuşu bulduk da dağın başında unu şekeri nerede bulacağız.
Antropolojiyle ilgili dergiler gösteriyor. Geçmiş olsun sen ancak bu milletten özür dilersen bu sözler unutulur. Antropoloji bölümü var. Elinde bir dergi var. Dil Tarihi Coğrafya Fakültesi var. Etnik kimlik üzerinden siyasete hayır. Ama ben her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alıyorum diyorsan orada dur kardeşim sen bunu yapamazsın. Bunun milliyetçilik anlayışı da bu. Bugün de kıvırmya çalışıyor. Neymiş kapsayıcı milliyetçilik. Sevsinler kapsayıcı milliyetçiliği. Sen her türlü derken bunu da kattın. Rize'de de aynı şeyi söyleyeceğim dedi. Sen eğilip kıvırmadan bu sözleri söyleyeceksin. Rizeliler seni dinler kararını verirler. Bir şeyi unutmamamız gerekiyor. Ya göründüğümüz gibi olacağız ya da olduğumuz gibi görüneceğiz. Bu işin kuralı bu.
Sayın Koç buna konjektür milliyetçisi demişti. Bir laf ettin artık geri almak imkansız adam gibi özür dileyeceksin. Türkiye Cumhuriyeti topraklarını NATO toprağı olarak tanımlamıştı. Sen nasıl bu toprakları NATO toprağı olarak ifade edersin.
'ŞEREFLİ İNSANLAR ÖYLE YAPAR'
BDP heyeti Sinop'a gitti. Orada olaylar çıktı. Grup toplantısına gelince ilk iş CHP'li belediye başkanını eleştirdi. Daha önce söyledim yalan söyleyen adamdan Başbakan olmaz. Sen Başbakan'sın. Vali emrinde. Açar sorarsın. İçişleri Bakanı emrinde. Onları hiç aramıyorsun sormuyorsun. Bizim belediye başkanımız Sinop'ta değil bizim belediye başkanımızı suçluyorsun. Bizim Sinop Belediye Başkanı CHP'den seçildi ama bütün Sinoplulara hizmet veriyor.
Bir suçlama daha yapmıştı. CHP'li belediyeler yaptıkları ihalelerde PKK'ya para aktarıyorlar. Çıkıp açıkla demiştim. Senin CHP'den iki kere özür dilemeni bekliyorum. Bir Sinop olayları iddiası, biri de CHP'li belediyeler PKK'ya para aktarıyor iddiaları için... Özür dilemek şerefli insanların işidir. Bakın BDP'li belediye başkanı çıktı bizim CHP'li başkanımızdan özür diledi.
BDP milletvekilleri gittiler İmralı'da Abdullah Öcalan'la görüştüler. Devletin elinde de tutsaklar ve PKK'nın da elinde tutsaklar var denildi. PKK'nın elindeki tutsakları biliyoruz.
Sayın Başbakan'a soruyorum; Türkiye Cumhuriyeti'nin hapishanesinde tutsaklar var mı yok mu? Kim bunlar çık söyle. Milletin bilgi almaya ihtiyacı var. Öyle bir yetkisi de yoktur. İster 50 dere ister 150 dere. Ağzından çıkan sözlerden sen sorumlusun.
'BURADA VATANA İHANET VAR MI YOK MU'
Özelleştirmeyle ilgili bir çalışma yaptık diyor. Eğer ben bunu verirsen vatanda ihanet ederim diyor. Özelleştirme bedeli düşük olursa ben vatanıma ihanet ederim diyor. Soruyorum, Tekel'in içki bölümünü 2004 yılında 292 milyon dolara özelleştirdin. 2 yıl sonra 292 milyon dolara satın alan şirket bunun yüzde 90'ını 810 milyon dolara sattı. 810 milyon dolara alan da bunu 2011 yılında 3.3 milyar dolara sattılar. Burada vatana ihanet var mı yok mu?
Vatana ihanet sözü ona ait. SEKA, Değeri 51.2 milyon dolar. AKP döneminde kendi döneminde yandaşlarına 1.1 milyon dolara satıldı. Bu satışta vatana ihanet var mıdır yok mudur?
Telekom üç yıllık karına satıldı. Hala telekom sözleşmelere aykırı olarak gayrimenkulleri satıyor. Türkiye'nin en değerli şirketini özelleştirdin. Satın alanlardan birisi de Suudi Arabistan'da bir posta kutusunu adres göstermişti. Burada vatana ihanet var mıdır yok mudur.
Seydişehir Alümineyum tesisleri. Bu özelleştirmeden ihanet var mıdır yok mudur? TÜPRAŞ'ın yüzde 65'lik hissesi satışa çıktı. 1.3 milyar dolara tabela şirketine satıldı. TÜPRAŞ ihalesinde düzgün fiyat oluşmadı açıklaması yaptı. Petrol İş yargıya gitti yargı ihaleyi iptal etti. 9 Şubat 2004 ihalesi iptal edildi. 1 yıl sonra yüzde 51'lik hisse satışa çıktı 4.1 milyar dolara özelleştirildi. Devletin 3 milyar doları kurtarılıyor. Burada kim vatana ihanet ediyor. Ettiği lafı kulakları duymuyor. Bir tesis özelleştirilirken önce bir değer tesbiti yapılıyor o değer gizli tutuluyor özelleştirme sonrası bu değer açıklanıyor. Bu güne kadar değer tespit rakamları kamuoyuna açıklanmamıştır. Şimdi soruoyrum o vatana ihanet sözcüğünü nerede kullandın kendini o cümlenin neresinde buluyorsun.
Hiç kimse hayatından memnun değil. Türkiye'nin değişime, halktan yana özgürlükçü bir halk partisine ihtiyacı var.
İLGİLİ DİĞER VİDEOLAR
Gerekirse baldıran zehri içeriz izle
28 Şubat 2013 Perşembe
3 aşamalı yol haritası izle
28 Şubat 2013 Perşembe
''Gerekirse zehir içeriz''
27 Şubat 2013 Çarşamba
''Milliyetçilik'' tartışması
27 Şubat 2013 Çarşamba
Çözüm sürecini eleştirdi
27 Şubat 2013 Çarşamba
Hedefinde Bahçeli vardı
27 Şubat 2013 Çarşamba
Erdoğan belge gösterdi
27 Şubat 2013 Çarşamba
Çözüm süreci konuşuldu
27 Şubat 2013 Çarşamba
Çözüm süreci
27 Şubat 2013 Çarşamba
Milliyetçilik tartışması
27 Şubat 2013 Çarşamba
Milliyetçilik tartışması
27 Şubat 2013 Çarşamba
Çözüm süreci-2
27 Şubat 2013 Çarşamba
Milliyetçilik tartışması son noktayı koydu
27 Şubat 2013 Çarşamba
Bahçeli'den milliyetçilik
27 Şubat 2013 Çarşamba
''Hükümetin yol haritası yok''
27 Şubat 2013 Çarşamba
İLGİLİ VİDEOLAR
ANKARA - DEİK Başkanı Olpak, Türkiye-Angola İş Forumu'nda konuştu
28 Temmuz 2021 Çarşamba
ÇANKIRI - Milli Savunma Komisyonu Başkanı İsmet Yılmaz, Çankırı MKE'de işçilerle buluştu
5 Temmuz 2021 Pazartesi
ANKARA - Öztrak: 'TEİAŞ özelleştirme kapsamına alındı'
5 Temmuz 2021 Pazartesi
Kalamış Yaz Festivali başladı
4 Temmuz 2021 Pazar
TBMM - Milli Savunma Bakanı Akar, Mecliste gazetecilerin sorularını yanıtladı
23 Haziran 2021 Çarşamba
Kırıkkale’de MKE’nin yapısını değiştirecek yasa teklifine tepki
21 Haziran 2021 Pazartesi