Muhammed Çınık

Tüm Yazıları

Ahlatcı’nın Çorum Hamlesi Ve Gündeme Gelen Soruşturma

Türkiye son yıllarda savunma sanayiinde tarihî bir ivme yakaladı. İHA`lardan füze sistemlerine, mühimmattan roket yakıtlarına kadar birçok alanda yerli üretim oranı artarken, özel sektörün bu alana ilgisi de dikkat çekici biçimde yükseldi. Ancak ilginç bir tesadüf var: Savunma sanayiinde büyüyen ya da kritik eşikleri aşan bazı firmalar, kamuoyuna yansıyan soruşturmalarla gündeme geliyor.
 
Geçtiğimiz yıl ASSan Group hakkında “askeri casusluk” suçlamasıyla başlatılan soruşturmada iki tutuklama yapılmıştı. Oysa ASSan, üretiminin yaklaşık yüzde 90`ını ihraç eden, uluslararası pazarda etkin bir şirket olarak biliniyor. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ile yapılan büyük çaplı mühimmat anlaşmasının ardından böyle bir soruşturmanın gündeme gelmesi, doğal olarak kamuoyunda “zamanlama” tartışmalarını da beraberinde getirmişti. Elbette ki hukuki süreçler kendi mecrasında ilerler; iddialar yargının konusudur ve nihai kararı bağımsız mahkemeler verir. Ancak savunma alanında küresel ölçekte rekabet eden firmalar söz konusu olduğunda, her gelişmenin ekonomik ve stratejik etkisi olduğu da bir gerçek.
 
Şimdi benzer bir tabloyu Ahlatcı Holding üzerinden izliyoruz.
 
Çorum`a 2,3 milyar dolarlık füze ve roket yakıtı üretim tesisi kurma hazırlığı yapan, yaklaşık 2.000 kişiye doğrudan istihdam sağlaması beklenen bir projeden söz ediyoruz. Çarpan etkisiyle düşünüldüğünde —tedarik zinciri, yan sanayi, lojistik ve hizmet sektörleri dahil— bu yatırımın bölge ekonomisine 8-10 katlık bir hareketlilik kazandırması şaşırtıcı olmaz. Anadolu şehirlerinin sanayi üssüne dönüşmesi, sadece işsizliği azaltmaz; göçü dengeler, ticareti büyütür, yerel girişimciliği canlandırır.
 
Tam da böyle bir yatırım kamuoyuna duyurulmuşken, Ahlatcı Holding`in sahibi Ahmet Ahlatcı hakkında kara para aklama ve kaçakçılık iddialarıyla soruşturma başlatıldığı ve yurt dışına çıkış yasağı getirildiği haberi yansıdı. Gazeteci İsmail Saymaz`ın aktardığına göre Ahlatcı iddiaları reddederken, şirket de kamuoyuna yaptığı açıklamada suçlamaları kabul etmediğini duyurdu. Hukukun temel prensibi açıktır: Masumiyet karinesi esastır ve soruşturma, suçun sabit olduğu anlamına gelmez.
 
Ancak burada üzerinde düşünülmesi gereken daha geniş bir çerçeve var.
 
Savunma sanayi, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik ve jeopolitik bir alandır. Bu alanda büyüyen her firma, sadece ticari bir aktör değil; aynı zamanda küresel rekabetin bir parçasıdır. Uluslararası pazarlarda pay artıran, milyar dolarlık anlaşmalar yapan şirketlerin farklı türden baskılarla karşılaşabileceği yönünde geçmişte de çeşitli yorumlar yapılmıştır. Bu yorumların doğruluğu ya da yanlışlığı ayrı bir tartışma konusudur; fakat algı yönetiminin savunma sanayii gibi kritik sektörlerde ne kadar etkili olduğu inkâr edilemez.
 
Elbette ki hiçbir şirket hukukun üstünde değildir. Eğer bir iddia varsa, araştırılır; delil varsa gereği yapılır. Ancak Türkiye`nin savunma vizyonuna milyar dolarlık katkı sunabilecek yatırımlar söz konusu olduğunda, süreçlerin şeffaf, hızlı ve hukuk güvenliği çerçevesinde yürütülmesi yalnızca şirketler için değil, ülke ekonomisi için de hayati önem taşır.
 
Çünkü bence mesele sadece bir holding ya da bir yatırım değildir. Mesele, Anadolu`da sanayi hamlesinin sürüp sürmeyeceği; yerli üretimin artıp artmayacağı; Türkiye`nin savunma alanındaki bağımsızlığında güçlenmesidir.
 
Savunmaya yatırım yapan şirketlerin adının sık sık soruşturma başlıklarıyla anılması, ister istemez yatırım iklimi açısından soru işaretleri doğurur. Bu soru işaretlerinin giderilmesi ise ancak hukukun hızlı, adil ve şeffaf işlemesiyle mümkün olduğunu düşünmekteyim.
 
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile