Ümit ÖZDEMİR

Tüm Yazıları

DİNİN SOSYAL MEDYA İLE SINAVI

Bir zamanlar dinî bilgiye ulaşmak için kitaplara, hocalara, sohbet halkalarına ve yılların birikimine ihtiyaç vardı. Bugün ise birkaç saniyelik bir video, binlerce yıllık bir geleneğin önüne geçebiliyor. Bir ayet, bağlamından koparılıp birkaç kelimeye; bir hadis, kaynağı sorgulanmadan bir görsele; dinî bir mesele ise birkaç dakikalık videoya sığdırılabiliyor.
Sorun yalnızca sosyal medyanın çok kullanılması değil. Asıl mesele, dinin tüketilen bir içerik hâline gelmesi..

Sosyal medya bize sürekli daha kısa, daha çarpıcı ve daha sansasyonel olanı öneriyor. Oysa din; sabır, tefekkür, ilim, ahlak ve sorumluluk ister! Algoritmanın sevdiği şey ile hakikatin ihtiyaç duyduğu şey her zaman aynı değildir..

Bugün “Bir dakikada dinimizi öğrenin”, “Bu günahı işleyen kesin cehennemlik”, “Şu duayı okuyanın bütün sıkıntısı biter” türünden içeriklere sıkça rastlıyoruz. Dinî bilgi, bazen doğruluğundan çok izlenme sayısıyla ölçülüyor. Takipçi sayısı arttıkça kişinin din adına konuşma yetkisi de varmış gibi bir algı oluşuyor.
İşte tehlike tam burada başlıyor! Çünkü çok izlenmek, doğru söylemenin delili değildir..

Sosyal medya, dinî değerleri yalnızca yanlış bilgilerle değil, onları gösteriş malzemesine dönüştürerek de yıpratıyor. İbadetler Allah için yapılan kulluk olmaktan çıkıp kameraya gösterilen performanslara dönüşebiliyor. Elbette sosyal medya iyiliğin yayılmasına da vesile olabilir. Fakat insanın niyeti ile görünür olma arzusu arasındaki sınır inceldiğinde, ihlâs yerini gösterişe bırakabilir.
Daha da önemlisi, sosyal medya insanları dinin özünden uzaklaştırıp dinî kimliklerin çatışmasına sürükleyebiliyor. Herkes kendi doğrusunu savunuyor, herkes karşısındakini susturmaya çalışıyor. Birkaç cümlelik tartışmaların sonunda kardeşlik, merhamet ve güzel ahlak unutulabiliyor.
Oysa Peygamberimizin tebliğinde insanı kazanmak vardı; sosyal medyanın dilinde ise çoğu zaman insanı yenmek var.
Bugün belki de kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Dinimizi mi sosyal medyaya taşıyoruz, yoksa sosyal medyanın kültürünü mü dinimize taşıyoruz?
Çünkü din, “beğeni” ile ölçülmez. Hakikat “trend” olduğu için hakikat değildir..

Bir sözün binlerce kişi tarafından paylaşılması, onun doğru olduğunu göstermez!

Sosyal medya hayatımızın bir parçası olabilir; fakat vicdanımızın, ahlakımızın ve inancımızın ölçüsü hâline gelmemelidir.
Din, ekranda birkaç saniyelik bir görüntüden ibaret değildir. Din; insanın yalnızken de dürüst olması, kimse görmezken de kul hakkından sakınması, kendisine kötülük yapana karşı adaleti terk etmemesi ve sahip olduğu imkânları başkasının hakkını gözeterek kullanmasıdır..

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey daha fazla dinî içerik değil, daha fazla dinî ahlaktır. Çünkü ekranlarımızda milyonlarca dinî söz dolaşırken, hayatlarımızda o sözlerin karşılığını bulamıyorsak ortada ciddi bir çelişki vardır!

Ve unutmayalım: Dinin geleceğini sosyal medya algoritmaları değil, insanın vicdanı belirlemelidir.
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile