
Ersoy BABA
Herkes Kendi İşini Yapsın!
Merhaba değerli okurlarım.Birkaç hafta önce petrol ve altın fiyatları müthiş bir çıkış yaparken ben de çok kötü bir düşüş yaptım. Bu düşüşte 6 kaburga kemiğim kırıldı. Bununla ilişki başka sıkıntılar da peşisıra geldi. Bir süre hastanede yattım. Tedavi sürecim devam ediyor.
Şunu belirtmek istiyorum ki öksürebilmek büyük bir nimetmiş. Gülmek, kahkaha atabilmek de öyle. Ne zaman öksürme gelse bütün kaburgalarım adeta yeniden kırılır gibi ağrıyordu. Tansiyon ölçülmesi için sağ kolumu uzatmam gerektiğinde sol elimle tutup kaldırıyor ve uzatıyordum. Çünkü sağ kolum gram yük kaldıracak olsa kaburga kemiklerim adeta yeniden kırılıyordu.
Neyse ki bu zorlu sürecin en zor sürecini atlatmış bulunmaktayım. Arayan soran tüm dostlara teşekkürler. Aramayanları da zaman zaman bu sütunlarda teşhir edecek değilim elbette. Haberleri olmamıştır diye gene de iyi düşünüyorum.
Yunanistan'ın yerinde biz olabilirdik.
CIA ve MOSSAD'ın Türkiye ayağı olan FETÖ'cüler İsrail'i “Güneydeki sevilen ülke” diyerek ifade ediyorlardı. 15 Temmuz'da başarılı olsalardı İsrail'in Yunanistan'a yatırım yapmasına gerek kalmayacaktı. Türkiye yani Anadolu topraklarının tamamı İsrail'in askeri üssü haline gelecekti. Çok şükür bu planları tutmadı. Ama kasabın önündeki kedi vaz mı geçti. Hayır. Şimdi Özgür Özel mitinglerde methiye düzüyor İsrail'e. Filistinlileri sebepsiz tutuklayıp hapse atan, türlü işkence ve tecavüzlerden sonra da sebepsiz idam edip soykırıma alan açan İsrail demokrasisine resmen methiyeler düzdü. Dil sürçmesi bahanesiyle.
CHP'nin İsrail ile ortak noktası var tabi. Bunlar da zamanında iktidarı ele geçirdiklerinde sudan sebeplerle insanları asmadılar mı? İbadethaneleri yakıp yıkmadılar mı? Koca bir milleti sindirmediler mi? Ülkesinin köylerine varana kadar yerleşim yerlerini yakıp yıkan, katliamlar yapan Yunanistan'ın kralını kendi kralı gibi “karşılayıp “kahraman Yunan askerleri(!)ne Noel hediyeleri” göndermediler mi? İngiliz şapkalarını millete mecbur edip alfabeyi değiştirmediler mi? Fırsatları olsaydı ibrani alfabesini bize dayatırlardı Cumhuriyetin ilk yıllarında. Geçiş dönemi kabul edip latin alfabesiyle yetinildi.
Şimdi onların torunları aynı yola baş koymuş. Ama bir farkla. Bu topraklarda bir daha iktidar yüzü göremeyeceklerini biliyorlar onun için de rahatlar. İçip-sıçıp günlerini gün ediyorlar. Hani İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay demiş ya:
-“AKP İzmirlilerin gönlünü kazanmak istiyorsa hükümet olarak Körfezi temizlesin. Yolları yapsın. Arıtma tesislerini kursun. Çöpleri de toplayıversin. Giderken bizim eve de 2 ekmek bıraksın. İzmirlilerin gönlünü kazanacaktır.”
Diyemediği de şuydu herhalde:
-“AKP tüm bu hizmetleri yapsın. Karı kız işlerini, rüşveti, ihaleye fesat karıştırmayı, her şehirde metres tutmayı, kendi pavyonlarının çalışan or.spularının maaşlarını ve sigortalarını belediye bütçesinden karşılama işlerini biz hallederiz. Herkes bildiği işi yapsın. Onlar o işleri bizimkiler de bu işleri yapsın.”

Geçenlerde markete gittim. Mahallemizin büyük bir marketi. Cuma saatinde namaz bitene kadar marketimizin kepenkleri inik olur. Namaza gitmeyen elemanı çalıştırmaz. Çok güzel meziyetler tabi. Bu markette de boykot ürünleri her markette olduğu gibi yer almaya devam ediyor. Bu Yahudi firmaların çalışanları “market elemanlarını yormamak adına” gelip kendi ürünlerini en güzel şekilde teşhir ediyor. Düzenliyor. Müşterilerin gözüne gözüne sokuyor boykottaki ürünlerini. İnsanlar da düşüncesizce alıyorlar.
Aklıma takıldı; acaba “boykot olmayan kola mola da var mı acaba?” diye. Baktım dolapta da birçok ürün var ama marka olarak göremedim. Bazı kola ürünlerini gördüm ki markaları şişenin görünmeyen kısmında arkada kalmış. Dolabın kapağını açıp şişenin arkasını döndürdüğümde bildiğimiz Yahudi olmayan markanın şişesinin dönük olduğunu gördüm. Düzeltmek için elime aldığımda onun arkasında kalan şişenin de arkasının dönük olduğunu görünce üşenmedim tüm sıraya baktım. Hepsi markaları arkaya gelecek şekilde düzgünce dizilmişti. O Yahudi olmayan markanın tüm kolaları, hatta hatta tüm sarı kolaları, hatta ve hatta tüm gazozları müşteriye sırtını dönecek şekilde yerleştirilmiş ve markaları kesinlikle görünmüyordu. Bunu arayan bir müşterinin onu bulması imkansızdı. Mecburen bir içecek alacaksa daha önde ve güzelce sunulmuş Yahudi markasını alıp Gazze'deki ve Batı Şeria'daki Müslümanlara atılacak bombanın fünyesini, kanadını içindeki patlayıcıyı katil devlete gönderiyordu.
Market sahibinin ve çalışanlarının dünyadan haberleri yoktu ki kendi dolaplarında döndürülen dalaverelerden haberleri olsundu!
Üşenmedim bu boykot ürünü olmayan milli firmanın merkez telefonuna kadar ulaştım. Durumu anlattım. Karşımdaki “salak” sekreter:
-“Hı..heee… Tamam ben ileteceğim” deyip kapattı. Bu aslında:
-“Beyefendi bu boykot döneminde satışlarımız katlandı. Ben bile arada aşağı inip şişe düzenliyorum. Gına geldi artık. Bir de sizin bu garip keşiflerinizle mi uğraşacağız” demek istedi.
Onu anladım. Bunun için İç Anadolu Bölge dağıtımcılarına ve Merkez yönetimine mail de attım.
-“Madem ürünlerinizi takip edecek elemanlarınız yeterli değil o zaman şişe üzerine öyle bir grafik yapın ki şişe ne yana dönerse dönsün marka okunsun” diye de yazdım. Dönüş olmadı.
Oysa 6 yıl kadar önce basit bir şikâyet yazdığım firmalar hem merkezlerinden hem dağıtıcılarından anında geri dönüşler yapıp şikâyet ettiğim ürünün de yenisini evimin kapısına kadar ulaştırmışlar, hatayı telafi etmişlerdi.
Diyoruz ya “bu Yahudi firmaları nasıl bu kadar büyüdüler? Bizim milli ve yerli firmalar neden bunlarla baş edemiyorlar?”
Bence Milli ve yerli firmalarımızın önce kendilerine saygıları yok!
Sonra ürünlerine saygıları yok!
Sonranın sonrasında da müşterilerine saygıları yok. Hatta hiç yok.
Bir satıcının sözü 22 yaşımdan bu yana kulağımda çınlar:
-“Müşteri sakalımdaki kıl gibidir. Keserim yeniden çıkar.”
Bakış açısı bu olursa kendi ürününü Yahudi firmanın çalışanlarının eline teslim edip sonra da ağzını açıp satış bekler.
Şimdi diyeceksiniz ki “Ersoy Baba'nın geçen hafta neden yazı yazmadığı anlaşıldı. Yazı potansiyelini firmalara yazmakta tükettiğinden…”
Değil. Koluma anca güç geldi. Sağ kolum anca çalışmaya başladı. Şu sakatlık dönemimde satranç oynarken bile sol elimle oynamak zorunda kaldım. Karşı taraf gene de kazanamadı
Bu hafta yazımı kısadan bitireyim dedim. Geldik yazı sonu fıkramıza. Konularımızla alakasız olsa da…
Kalın sağlıcakla.
Ersoy BABA
Yasal Sorumluluk
Sitemizde yayımlanan köşe yazıları ve yorumlar yazarların kendi görüşleridir.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.