Prof. Dr. Beyhan Asma

Tüm Yazıları

HÜRMÜZ BOĞAZI KRİZİ

Hürmüz Boğazı krizi, bu kez yalnızca enerji borsalarında bir gürültü olmakla kalmayan, aynı zamanda emtia fiyatlarını ve enflasyonu tetikleyerek küresel ekosistemi yeniden bir şok testine sokan bir eşiğe doğru götürüyor. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ekonomilerde 'maliyet şoku' tipi enflasyonun yeniden canlanmasına zemin hazırlayan bir risk dalgası oluşturmuştur. Henüz süreç sonlanmadığı için spekülatif hareketler de yön arayışına devam etmektedir. Bu noktada Hyman Minsky'nin özellikle Finansal İstikrarsızlık Hipotezi son derece açıklayıcı bir çerçeve sunuyor.

Ekonomist Minsky, kapitalist ekonomilerin doğasında istikrarsızlık olduğunu, tam da istikrar dönemlerinde risk iştahının arttığını ve sistemin kırılganlaştığını vurgular. Uzun süren ``her şey yolunda`` algısı, spekülatif balonlara, hızla şişen borçlara ve sonunda ``Minsky Anı`` diye adlandırılan ani ve sert çöküşlere zemin hazırlar tezini bize hatırlatıyor.

Hürmüz Boğazı krizi, enerji fiyatlarını baltalayarak hem ``kazanan`` hem ``kaybeden`` ülkeleri net bir şekilde oluşturuyor; aynı zamanda küresel enflasyon‑büyüme dengesini de bozucu bir şok dalgası haline getiriyor. Bu işte en karda ülkeler: Rusya, Norveç, ABD, bazı Afrika üreticileri gibi alternatif yollardan petrol ve doğalgaz ihraç eden ülkeler, fiyatlar yükseldikçe gelirlerini artırabiliyor; bu da döviz gelirleri ve ihracat rakamlarına destek oluyor.

Bu işte en zararda olan ülkeler: Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore ve benzeri sanayi ülkeleri. Enerji faturası birden yükseldikçe cari açık, büyüme ve enflasyonun aynı anda baskısı altına gireceklerdir. Irak, Kuveyt, Emirlikler, Suudi Arabistan gibi ihracatı boğazdan geçen ülkeler, kapanma uzarsa gelirlerinin ``tamamen kesilme`` riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Son gelişmelerden sonra İran'ın Hürmüz Boğazını geçişlere fiilen kapaması, küresel enerji piyasalarında 1970'lerden bu yana görülen en büyük arz şoklarından birini ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda Hürmüz krizinin en hızlı etkilediği sektörlerden biri havacılık olmuştur.

Bölgedeki hava sahası riskleri ve operasyonel kısıtlamalar nedeniyle havayolu şirketlerinin faaliyetleri ciddi şekilde daralmıştır. Ayrıca kara hatları, deniz yollarına kıyasla belirli coğrafi risklere daha az maruz kalmakta ve enerji akışının sürekliliğini daha yüksek ölçüde garanti altına alabilmektedir. Hürmüz krizi, enerji taşımacılığında maliyet-etkinlik kadar jeopolitik güvenliğin de belirleyici olduğunu göstermektedir.
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile