
Prof. Dr. Beyhan Asma
İRAN İSRAİL ABD GERİLİMİNDE TÜRKİYE
Orta Doğu'da ilerleyen ABD- İran-İsrail gerilimi yalnızca bölgesel güç dengelerini değil, aynı zamanda 'soğuk savaş' sonrası güvenlik mimarisinin temel aktörlerinden biri olan NATO'nun rolünü ve sınırlarını da yeniden tartışmaya açıyor.İran- İsrail'in NATO üyesi olmaması nedeniyle ittifak bu çatışmanın doğrudan tarafı da değildir doğal olarak. Nitekim NATO'nun özellikle önde gelen üyeleri aracılığıyla bölgedeki güvenlik dinamikleri üzerindeki etkisi, ittifakı tamamen dışarıda konumlandırmayı zorlaştırıyor.
Nitekim ittifak, bu tür krizlerde bir yandan caydırıcılık ve gerilimi sınırlama işlevi üstlenirken, diğer yandan karşı tarafın tehdit algısını artırarak gerilim dinamiklerini dolaylı biçimde etkileyebilmektedir. Bu ikili etki ve güç, NATO'nun rolünü klasik savunma ittifakı tanımının ötesine taşımakta; ittifakın coğrafi ve stratejik sınırlarının giderek muğlaklaştığını göstermektedir. Bu çerçevede ABD/İsrail-İran Savaşı, yalnızca bölgesel bir kriz değil, aynı zamanda NATO'nun şu anki güvenlik ortamındaki rolünün ne olduğu sorusunu gündeme taşıyan daha geniş bir stratejik tartışmanın parçası olarak ele alınmalıdır.
NATO, işlevsel olarak ABD-İsrail-İran Savaşı'nın doğrudan taraf tutanı değildir. Ancak bu durum şu gerçeği ortaya çıkarıyor, ittifakın tamamen dışarıda olduğu anlamına da gelmemektedir. NATO'nun en güçlü üyesi olan ABD'nin İsrail'e verdiği açık destek, dolaylı olarak ittifakın tarafsızlığının sorgulanmasına neden olmakta ve kurumsal duruş ile fiili konumlanma arasında bir gerilim yaratmaktadır.
Diğer yandan olaya şöyle bakacak olursak, NATO'nun kolektif savunma mekanizmasının yalnızca üye ülkelere yönelik saldırılar durumunda devreye girmesi, ittifakın resmi olarak çatışmaya dahil olmamasını sağlamaktadır. Diğer yandan bu durum İran'ın uzun süredir NATO'nun güvenliğinde arasında yer alması ve özellikle balistik füze tehdidine karşı geliştirilen savunma sistemlerinin bu çerçevede şekillendirilmesi, ittifakın bu krizden tamamen bağımsız olmadığını göstermektedir. Bu nedenle NATO'nun konumu, klasik anlamda tarafsızlıktan ziyade 'dolaylı angajman' olarak tanımlanabilir. Bu dolaylı angajman, ittifakın coğrafi ve stratejik sınırlarının giderek belirsizleştiğine işaret etmekte; NATO'nun yalnızca Atlantik merkezli bir savunma örgütü mü yoksa küresel ölçekte bir güvenlik aktörüne mi dönüştüğü sorusunu yeniden gündeme getirmektedir.
Yasal Sorumluluk
Sitemizde yayımlanan köşe yazıları ve yorumlar yazarların kendi görüşleridir.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.