
Prof. Dr. Beyhan Asma
KUDÜS VE MESCİD-İ AKSA
Hz. Muhammed, Kudüs'ü ve içerisinde yer alan Mescid-i Aksa'yı 'mübarek' kılındığını belirterek, oraya büyük bir değer vermiş ve Müslümanlar için özel bir ibadet merkezi ilan etmiştir. Hz. Muhammed, ibadet amacıyla özel bir yolculuk (sefer) yapılabilecek yalnızca üç mescit olduğunu belirtmiştir:Mescid-i Haram (Kâbe), Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa. Kudüs, İslâm'ın dinî merkezlerinden birisidir. İsrâ gecesi Son Elçi'nin kendisinden önceki peygamberlerle bir araya geldiği bu kutlu şehir, son halkası olan Hz. Peygamber'in vuslatıyla nübüvvet zincirinin tamamlanmasına şahitlik etmiştir. Tarihi milattan önce 4000'lere dayanan Kudüs şehri kutsallığını her dönem korumuş, ilahî kaynaklı dinler arasında sürekli el değiştirerek bugüne kadar gelmiştir. Hulefâ-i Râşidin'den sonra Emeviler, Abbasiler, Eyyubiler, Memlukler ve Osmanlı dönemi olmak üzere XX. yüzyılın başlarına kadar İslâm hâkimiyetinde kalmıştır.
Mescid-i Aksâ Kâbe'den sonra Allah'a kulluk için yapılan mescitlerin ikincisidir. Mescid-i Aksâ günümüzde 144 dönümlük arazisi üzerinde Kubbetu's-Sahra, Kıble Mescidi, Kadim Mescit, Mervan, Burak mescitleriyle birlikte, medreseler, şadırvanlar, kütüphane ve sebillerle bir açık hava müzesi görünümündedir. Batılıların Jerusalem, Müslümanların Daru's-Selâm/Selamet yurdu dedikleri bu şehir ancak İslâm idaresindeyken bu özelliğini korumuş, son yüzyılda sürekli çatışmalarla ve şiddet görüntüleriyle gündeme gelmiştir. İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik için kutsal kabul edilen Kudüs, tarih boyunca birçok dönüşüme sahne olmuştur. 16. yüzyılda şehri hakimiyetine alan Osmanlı Devleti de Kudüs'e önem vermiş, şehrin gelişiminde büyük rol oynamıştır. Kur'an-ı Kerim'in Mescid-i Aksa'dan sözederken etrafının mübarek kılındığını ifade etmiş olması son derece manidardır. “Kulunu geceleyin Mescid-i Haram'dan etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren (Allah) bütün eksikliklerden münezzehtir.
Ona ayetlerimizden bazısını gösterelim diye (bu yolculuğu yaptırdık).
Şüphesiz ki O, işitendir görendir.” (el-İsra, 17/1). Yeryüzünde Mescid-i Haramdan sonra ikinci mukaddes mescidin Mescid-i Aksa olduğu Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem), bize kadar ulaşan hadislerle anlatılmaktadır. Bu mübarek mescid, daha önceleri var olan fakat yıkılmaya yüz tutmuş iken hz. Davud (a.s) tarafından inşasına devam edilip Süleyman (a.s) tarafından tamamlanmıştır. Hz.Peygamber İsra olayından önce de Mekke devri boyunca ibadetlerini Kudüs'e doğru yönelerek yapmış, namazda Mescid-i Aksa'yı kıble edinmişti.
Kudüs'ün Müslümanların ilk kıblesi olması onun İslam dini nazarındaki kutsallık ve önemini bariz bir şekilde göstermektedir. İlk kıble ve İsra ve Mirac'ın mekanı olan bu mukaddes şehir ve içindeki kutsal mescide verilen değer, İslam dininin önemli bir ilkesidir.
Ayrıca İslam'da ibadet maksadıyla yapılan seyahat ve ziyaretlere verilen önem çerçevesinde kutsallığı naslarla belirlenen mekanların Rasulullah tarafından sınırlandırıldığını gösteren hadis ile de Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Hz. Peygamber şöyle buyuruyor: “Üç mescid dışındaki mescidlere ziyaret için yolculuğa çıkılmaz. Mescid-i Haram'a, Benim bu mescidime ve Beytu'l-Makdis'e.” Mescid-i Aksa'nın diğer iki mescid ile birlikte anılması İslam'ın ve hz.Peygamber'in bu mescid'i kutsal bir mescid ilan etmesidir.
Yasal Sorumluluk
Sitemizde yayımlanan köşe yazıları ve yorumlar yazarların kendi görüşleridir.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.