Prof. Dr. Beyhan Asma

Tüm Yazıları

NATO ZİRVESİ’NDE TÜRK MİSAFİR PERVERLİĞİ

Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşen bu çapta dev bir zirve, hem küresel diplomasi hem de bölgedeki diyalog kanallarının açık tutulması açısından tarihi bir önem taşıyor. Liderlerin ve eşlerinin ağırlanmasındaki Türk misafirperverliği, şüphesiz zirvenin diplomatik atmosferine son derece olumlu yansımıştır. Öncelikle; Uluslararası krizlerin ve ortak sınamaların arttığı bu dönemde atılan bu adımların, kurulan temasların ve varılan uzlaşıların tüm dünya barışına ve istikrarına olumlu yapıcı bir katkı sağlamasını diliyorum. Türkiye'nin ev sahipliğindeki 36.⁠ ⁠NATO Zirvesi, yürütülen diplomasi trafiği ve alınan kararlar kadar lezzetli ikramlarıyla da büyük iz bıraktı. Türk mutfağına özgü lezzetlerin ikram edildiği zirve, Türkiye'nin gastro-diplomasisine katkı sağladı. Milyon dolarlarla Türkiye`nin Tanıtımı yapılsaydı herhalde 36. Nato Zirvesi kadar büyük iz bırakan bir tanıtım olmazdı diye düşünüyorum. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde liderler onuruna verdiği yemek Michelin yıldızlı şefler tarafından hazırlandı. Türk misafirperverliği dünyada bir numara, bunun üstüne bir gerçeküstü bir gerçek yok. Dünyanın gözü günlerdir Türkiye'de oldu. NATO zirvesi yalnızca liderlerin bir araya geldiği siyasi bir toplantı değil; aynı zamanda ülkelerin kültürlerini, karakterlerini ve dünyaya verdikleri mesajları sergilediği önemli bir buluşma. Türkiye ise bu zirvede yalnızca diplomatik başarısıyla değil, asırlardır değişmeyen en güçlü değeri olan misafirperverliğiyle de adından fazlasıyla söz ettirdi. Bizim kültürümüzde misafir, ``Tanrı misafiri`` olarak görülür. Kapımızı çalanın kim olduğuna bakmadan soframızı paylaşmak, gönlümüzü açmak bize atalarımızdan miras kalan bir anlayıştır. Anadolu'nun dört bir yanında büyüyen çocuklar, eve gelen misafire önce su ikram etmeyi, sonra en güzel yeri göstermeyi öğrenerek yetişir. Çünkü misafir ağırlamak, yalnızca bir gelenek değil; millet olmanın da en güzel göstergelerinden biridir. NATO zirvesine katılan devlet başkanları ve heyetler de işte bu anlayışın sıcaklığını hissetti. Kusursuz organizasyonun yanı sıra samimiyet, güler yüz ve incelik, Türkiye'nin en büyük gücünün sadece askeri ya da ekonomik kapasitesi olmadığını bir kez daha gösterdi. Tarihimize baktığımızda da bunun sayısız örneğini görürüz. Selçuklu'ya Osmanlı'ya, Cumhuriyet'e uzanan köklü devlet geleneğimiz, yalnızca sınırlarını korumakla değil, insana öncelik veren medeniyet anlayışıyla da dünyaya örnek olmuştur. İşte bugün de aynı ruh yaşamaya devam ediyor. Elbette güçlü ordular, gelişen teknoloji ve sağlam diplomasi önemli. Ancak unutulmamalı ki ülkelerin gerçek itibarı, insanına ve misafirine gösterdiği değerle de ölçülür. Türkiye'nin yumuşak gücü tam da burada ortaya çıkmakta. Bir fincan Türk kahvesi, yanında Türk lokumu, içten bir tebessüm ve samimi bir ``Hoş geldiniz`` bazen uzun müzakerelerin açamadığı kapıları aralayabilir.Bugün dünyanın birçok bölgesinde savaşlar, krizler ve kutuplaşmalar yaşanırken Türkiye, hem masada söz söyleyen hem de gönüllerde yer edinen bir ülke olmayı sürdürüyor. Bu bir tesadüf değil; binlerce yıllık kültürümüzün ve milli karakterimizin eseridir aynı zamanda.
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile