Prof. Dr. Beyhan Asma

Tüm Yazıları

SİBER ZORBALIK

Siber zorbalık, yüz yüze zorbalığın dijital versiyonudur. İnternet ortamının sağlamış olduğu kolaylık, anonimlik, içeriklerin çok hızlı bir şekilde yayılarak geniş kitlelerce görülebilmesi gibi durumlar bu zorbalık türünü mağdur açısından çok daha yıkıcı hale getirebilmektedir. Tekrar eden ve kasıtlı olan bu davranışlar genellikle mağduru korkutmayı, utandırmayı veya zarar vermeyi ve bazen de bu şekilde mağdurdan menfaat sağlamayı amaçlamaktadır. Siber zorbalık eylemleri bir çok ana kategoriye ayrılabilir. Yeni nesil siber zorbalık biçimleri, internet ortaya çıkmadan önce var olan zorbalık davranışlarının dijital ortamda evrilmiş ve daha görünür hâle gelmiş ileri türleridir. Zorbalık, bir kişi veya grubun diğerlerine karşı tekrarlanan sözlü, psikolojik veya fiziksel saldırganlığı olarak tanımlanır. Bir başka tanıma göre ise zorbalık; bir öğrencinin, başka bir öğrenci veya öğrenci grubu tarafından hoş olmayan bir şekilde dışlanmasıdır. Araştırmalar, zorbalığın uzun süreli mağduriyet ve depresyon ile çeşitli fiziksel ya da zihinsel etkiler yaratabileceğini göstermektedir. Zorbalığın duygusal ve fiziksel zarar verme potansiyeli olduğu kabul edilir. Ayrıca birçok çalışma, zorbalık sonucu intihar girişimlerinin giderek arttığını göstermektedir. Siber zorbalık, günümüzde zorbalığın en yaygın biçimlerinden biridir. Sosyal ağlarda sosyalleşen, eğlenen ve öğrenen kişiler, bu ortamlarda kolaylıkla zorbalığa maruz kalabiliyor. Birçok çalışmada, siber zorbalığın ardındaki nedenler anlaşılmaya çalışılmış, anonimliğin siber zorbalık yapmayı kolaylaştırdığı saptanmıştır. Kimliklerini gizleyebilme imkânı, kişileri yüz yüze asla söylemeyecekleri saldırgan ifadeleri çevrim içi ortamda rahatça söylemeye teşvik edebilmektedir.Elektronik iletişimin yüz yüze iletişime kıyasla daha az enerji ve cesaret gerektirmesi, saldırgan duyguların daha kolay dışavurumuna yol açabiliyor. Çalışmalar ayrıca siber zorbaların kurbanlarından fiziksel olarak uzakta olduklarında daha az empati duyarak zorbalıklarının etkisini daha az hissettiklerini ve bu nedenle daha agresif davrandıklarını gösteriyor. Çevrim içi ortamlarda kişiler yüz yüze ortamda olduklarına kıyasla kendilerini daha rahat ifade edip daha rahat davranabiliyorlar. Bu açıdan elektronik iletişim yalnızca çekingenliği azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda sosyal sorumluluk hissini de zayıflatarak düşmanca davranışları kolaylaştırıyor. Kullanıcıların kendi profillerini oluşturmalarına ve fotoğraf, mesaj, video, blog gibi içerikler paylaşmalarına olanak tanıyan Facebook gibi sitelerde siber zorbalık daha rahat alan buluyor. Diğer yandan siber zorbalığa maruz kalınmasıyla ilgili istatistikler cinsiyetlere göre farklılık gösteriyor. Kanada'da yapılan bir araştırmada siber mağdurların yaklaşık %60'ının kadın, saldırganların ise yarısından fazlasının erkek olduğu tespit edildi. Başka araştırmalar da kızların erkeklere göre hem geleneksel hem de siber zorbalığa daha sık maruz kaldığını gösteriyor. Sosyal medyada paylaştığımız içerikleri daha bilinçli seçmek, tanımadığımız kişilere özel bilgi vermemek ve bir paylaşımı yaymadan önce “Bu birine zarar verebilir mi?” diye düşünmek de zorbalığın yayılmasını engelleyecektir. Unutulmamalıdır ki siber zorbalık kader değildir. Doğru adımlar atıldığında durdurulabilir, görünür hâle getirilebilir ve birlikte aşılabilir.
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile