
Prof. Dr. Beyhan Asma
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR VE TOPLUMSAL ETMENLER
Toplumda bilinen adıyla ``Suça Sürüklenen Çocuk`` adını taşıyan ve bu kavramı bünyesinde ihtiva eden, TBMM tarafından kabul edilerek 15 Temmuz 2005 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuğu Koruma Kanunu, ülkemizde suça girmiş çocukların suça bulaşmasına sebep olan nedenleri ortadan kaldırarak tekrar etmemelerini, toplum nezdinde damgalanmaktan koruyarak toplumdan ayrışmamalarını sağlamayı amaçlamaktadır. Bunun sağlanması için başvurulan çeşitli yöntemler ve koruma biçimleri mevcuttur. Bu yöntemler ışığında çocuğun yüksek faydası gözetilerek sergilenen iradenin uygulanması, takibi ve fayda çıktısı çeşitli tartışmalara sebep olmaktadır. Bu makalede; alınan önlemler, uygulamadaki yöntemler ve bunlar hakkındaki eleştiriler ile suça sürüklenen çocuğa/topluma faydası hakkında düşünmek ve üzerinde araştırmalar gerektirir. Ekonomik, toplumsal ve ailevi nedenlerden dolayı yaşam standartlarının altında çocukluk dönemi geçiren bireyler, ileride sorunlu bireyler olarak topluma karışmakta ve ortak değerlere uymakta zorluk yaşamakta ve suç olarak kabul gören davranışlar sergileyebilmektedirler.Çocuğun doğuştan suç işlemeyi bilerek dünyaya gelmiş olması mümkün değildir. Suç sonradan öğrenilen bir şeydir. İlk sosyal kriminolog olarak kabul edilen Adoplhe Quetelet`e göre suçun temel sebebi kişinin çevresidir. Bir bakıma “Suçu cemiyet hazırlar, fert işler.” sözü suça sürüklenen çocuklar için yapılmış en uygun tanımlardan birisidir. Tannenbaum da “Suç ve Toplum” (Crime and Society) eserinde, suçun kişinin kendisinden kaynaklı bir durum değil tam aksine bireyin çevresi ile olan etkileşimlerinin sonucu ortaya çıktığını öne sürmüştür. Ayrıca ihmal ve istismar gibi kötü muameleye uğramış çocukların, ihmal ve istismara uğramamış çocuklara göre yüzde 47 daha fazla suça sürüklendiği gözlemlenmiştir. Bu genel problemlerin ilk basamağı olan önleme fonksiyonu, ailenin eğitimini sağlayacak hizmetlerin daha ulaşılabilir olması, okulların rehberlik servislerinin güçlendirilip okul sosyal hizmeti uygulamasının hayata geçirilerek, sosyal politikaların erişilebilir ve etki alanlarını genişletme yoluna gidilmelidir. İkinci basamak olan sosyal kontrol fonksiyonu ise, başta sivil toplum kuruluşları aracılığı ile kamuoyu oluşturarak, kamuyu bu riskleri tespit etmeye ve ortadan kaldıracak farkındalığı yaratmaktır. Son ve önem arz eden basamak olan ‘rehabilitasyon ‘ fonksiyonu için ise mevcut uygulamalar hakkında konunun uzmanları görüşünde şekillendirilerek, suça sürüklenen çocuklar ile ilgili ifade alma sürecinden başlayarak tahliye oldukları sürece kadar alanda çalışan profesyonellerin konu hakkında hizmet içi eğitimler almalarını sağlamak, kanunların ve yönetmeliklerin uygulanabilirliğini denetlemek, çocuk suçluların özel durumları hakkında farkındalık yaratmak, onarıcı adalet programının hayata geçirilmesini sağlamak gerekmektedir. Topluma karışan çocukların yeniden suça sürüklenmesinin önüne geçecek tedbirlerin uygulanabilirliği artırılarak etkinliği sağlanmalı, psikolojik ve fiziksel desteğin etkileşim alanı artırılarak ulaşılabilirliği sağlanmalıdır.
Yasal Sorumluluk
Sitemizde yayımlanan köşe yazıları ve yorumlar yazarların kendi görüşleridir.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.