
Türker Akıncı
Vadi'nin Pusu 'Kozinoğlu'na Mı Düştü?
Sırlar, Senaryolar ve Bir İstihbarat Efsanesi: Kaşif Kozinoğlu'nun Ardındaki PusuTürkiye'nin yakın tarihi, üzerindeki sis perdeleri aralandıkça daha da korkunç gerçekleri yüzümüze çarpıyor. Son günlerde gündemi sarsan en önemli gelişmelerden biri, MİT'in efsane isimlerinden Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümüne dair soruşturma kapsamında Kurtlar Vadisi Pusu senaristleri Bahadır Özdener, Raci Şaşmaz ve Cüneyt Aysan'ın Silivri Adliyesi'nde ifade vermesi oldu. Bu gelişme, hafızalarımızı yeniden 2011'e, o karanlık döneme götürdü.

Asya bölgesinde uzun yıllar kritik görevler üstlenen Kaşif Kozinoğlu, acaba FETÖ'nün tezgahlarına ve kadrolaşmalarına karşı çıktığı için mi hedef alındı? Bu sorunun yanıtı henüz netleşmemişken, o dönemin en çok izlenen yapımı Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde yaşananlar adeta bir yapbozun kayıp parçaları gibi önümüzde duruyor.
Dizi Üzerinden Kurulan 'Kaşifoğlu' Algısı
Dizinin 123. bölümünden itibaren 16 bölüm boyunca ekranlara getirilen bir 'Kaşifoğlu' karakteri vardı. Bu karakter; milli istihbarat teşkilatından kopmuş, İsrail'le ve terör örgütleriyle işbirliği yapan, başına buyruk ve karanlık bir profil olarak çizildi. Tam 4 ay boyunca izleyiciye bu algı dayatıldı.
Dizide, bir mafya babasının Kozifoğlu'nun ölüm emrini vermesinden sadece 3 gün sonra, gerçek hayatta Kaşif Kozinoğlu Silivri Cezaevi'nde şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. Daha da dikkat çekici olanı, 8 Aralık 2011'de yayınlanan bölümde Kaşifoğlu karakterinin, 'Yeşil' karakterinin dizideki yansıması olan Kara tarafından iğneyle zehirlenerek öldürülmesiydi.
Gerçek hayatta ise Kozinoğlu'nu FETÖ'cü savcı Zekeriya Öz ifadeye çağırmış, hemen ardından tutuklanarak Silivri'ye gönderilmiş ve daha ilk duruşmasına bile çıkamadan, savunma hakkı tanınmadan hayattan koparılmıştı.
Peki, bu 16 bölümlük senaryo nasıl yazıldı? Burada iki ihtimal var: Ya senaristler o dönemin manipüle edilmiş gündeminden etkilendi ya da birileri bilinçli olarak senaryoya tesir etti. Hangi ihtimal gerçek olursa olsun, sonuçta devlete sadakatle hizmet etmiş bir ismin hafızalarda lekelenmesi sağlandı.

Kurtlar Vadisi'nin İki Yüzü: Efsane İlk 97 Bölüm ve Pusu Dönemi
Kurtlar Vadisi'ni iki ayrı parantezde incelemek şart. İlk 97 bölüm (özellikle Osman Sınav'ın yönettiği ilk 55 bölüm), kusursuz kurgusu ve yıllar sonrasını hesaba katan derin senaryosuyla Türk televizyon tarihnin zirvesidir. Birinci bölümde Ali Candan'ın rüyasında gördüğü detayların veya 50-60 bölüm boyunca saklanan sırların (örneğin Efe Karahanlı'nın kaçırılması ve kılıcın yüzündeki çizik) 70-80 bölüm sonra açığa çıkması, senaryonun ne kadar ince nakışlarla işlendiğini gösterir. Osman Sınav'ın projeden ayrılışındaki 'Bu benimle mezara gidecek' sırrı ise hala gizemini koruyor.
Ancak iş Kurtlar Vadisi Pusu dönemine geldiğinde tablo değişiyor. 300 bölüm süren bu süreçte, dizinin bazı yapıların kontrolüne girdiğine dair güçlü izlenimler var. Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde yargılanan isimlerin (İskender Büyük, Ersoy Ulubey gibi karakterler) adeta şeytanlaştırılması, derin devletin içindeki çatışmaların senaryolar üzerinden meşrulaştırılması gözlerden kaçmıyordu.

FETÖ Medyasının Karanlık Yüzü ve Sübliminal Mesajlar
O dönemde sadece Kurtlar Vadisi Pusu yoktu. FETÖ'nün Samanyolu TV kanalında yayınlanan Şubat Soğuğu ve Tek Türkiye gibi diziler de toplumsal algıyı yönetmek için devredeydi. Daha sonra itiraflarla ortaya çıktı ki, bu dizilerin senaryoları bizzat örgüt elebaşından onay alınarak yazılıyor, 'Karanlık Kurul' sahneleriyle dış dünyaya stratejik mesajlar veriliyordu.
Reyting ölçüm kutularının örgüt mensuplarının evlerine yerleştirilerek hile yapıldığı gerçeği de eklendiğinde, o dönemin medya gücünün ne kadar tehlikeli bir psikolojik harp aracı olarak kullanıldığı net bir şekilde görülüyor. Darbeden 9 ay 10 gün önce Zaman Gazetesi'nin yayınladığı 'Gülen bebek' reklamı ve yıkık bir şehirde duyulan siren sesleri gibi sübliminal detaylar, bu yapının mesaj vermeyi ne kadar sevdiğinin kanıtıdır.
Bugün Silivri Adliyesi'nde verilen ifadeler, geçmişin karanlıkta kalan köşe taşlarını yerli yerine oturtmak için önemli bir fırsat. Kaşif Kozinoğlu'nun ölümündeki sır perdesi aralanacak mı, senaryolara dışarıdan müdahale eden eller adalet önünde hesap verecek mi, bunu zaman gösterecek.
Ancak şu bir gerçek ki; Türkiye'nin geçmişine pusu kuranlar, o pusuların ardındaki gerçekleri ne kadar gizlemeye çalışırlarsa çalışsınlar, hakikat bir gün mutlaka gün yüzüne çıkacaktır.
Yasal Sorumluluk
Sitemizde yayımlanan köşe yazıları ve yorumlar yazarların kendi görüşleridir.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.