20-40 yaş arasındaysanız MS hastalığına dikkat

20-40 yaş arasındaysanız MS hastalığına dikkat

Prof. Dr. Ali Kemal Erdemoğlu, özellikle 20-40 yaş arasında kadınlarda daha fazla görülen beyin ve omurilikten oluşan merkezi sinir sistemi hastalığı "Multipl Skleroz (MS)"un bulaşıcı olmadığını ve anneden çocuğa geçmediğini söyledi.

Son yılların en sık duyulan hastalıklarından biri olan MS hakkında bilgi veren Koru Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Kemal Erdemoğlu, merkezi sinir sistemi hastalığı olan MS'in beyin ve omuriliğin birçok alanını etkileyen, görme bulanıklığı, çift görme, görüntünün kayması gibi görme bozuklukları, kollarda veya bacaklarda güçsüzlük, hissizlik, baş dönmesi, vertigo, yürümede dengesizlik, bir veya iki elde titreme, ağrı, idrar kaçırma ya da yapamama gibi belirtilerle kendini gösterdiğini söyledi.

Dr. Erdemoğlu, Multipl Skleroz'un gençlerde özürlülüğe de yol açabildiğini kaydetti.

Özellikle 20-40 yaş arasında kadınlarda daha fazla görüldüğünün altını çizen Prof. Dr. Ali Erdemoğlu, “Beyin ve omurilikten oluşan merkezi sinir sistemine ait bir hastalık olan MS, özellikle 20-40 yaş arasındaki kadınlarda daha fazla görülür. Kadınlarda daha sık görülen MS bulaşıcı değildir ve anneden çocuğa geçmemektedir. Dünyada 3 milyon, ülkemizde ise 35-40 bin MS hastası olduğu tahmin edilmektedir” dedi.

Hastalığın nedeninin tam olarak bilinmediğini, ancak çalışmalarda bağışıklık sistemini etkileyerek hastalık belirtilerinin ortaya çıktığını söyleyen Prof. Dr. Ali Erdemoğlu, “Vücudun kendi bağışıklık sistemi, beyin, omurilik ve göz sinirlerinin sinir liflerini çevreleyen dokulara saldırır; beyin ve omurilikte sinir liflerini çevreleyen miyelin kılıfını etkiler. MS'de miyelin hasarı vücudun bağışıklık sisteminin anormal çalışmasından kaynaklanır. MS bulaşıcı, ölümcül ve genetik bir hastalık değildir” diye konuştu.

Hastalığın belirtilerini hisseden kişilerin hemen bir nöroloji kliniğine başvurması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ali Kemal Erdemoğlu, hastalık belirtilerini şöyle sıraladı:

“MS hastalığının belirtileri; kol ve bacaklarda güçsüzlük, çift görme ve/veya görme bulanıklığı, uyuşma, karıncalanma, hissizlik gibi duysal belirtiler, baş dönmesi ve denge bozukluğu, sık ve az idrar yapma, idrara çıkarken zorluk gibi mesane problemleri, yorgunluk, halsizlik, konuşma bozukluğu, bellek, konsantrasyon, dikkat bozuklukları gibi bilişsel belirtiler, nadiren epileptik nöbet, baş ağrısı, ileri düzeyde kognitif yıkım gibi belirtiler ortaya çıkabilir.”

MS tanısının klinik muayene bulguları, hastalığın gidişi ve yardımcı laboratuvar yöntemleri kullanılarak konulduğunu ifade eden Erdemoğlu, “Olası diğer hastalıklar dışlanmalı ve gerekli laboratuvar incelemeleri yapılmalıdır. Görüntüleme (MRG), görsel ve somatosensory uyandırılmış potansiyeller denen elektrofizyolojik tetkikler ve kimi zaman beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemeleri, klinik kriterleri desteklemek amacı ile kullanılan yardımcı yöntemlerdir” diye konuştu.

MS hastalığının seyrinin birbirinden farklı olabileceğini belirten Erdemoğlu, ataklar ile seyredebileceği gibi bazı hastalarda ilerleyici özellikte seyir görülebileceğini ifade etti.

Belli belirsiz bulgular ile seyreden ve herhangi bir özürlülüğe yol açmayan benign veya iyi huylu MS şeklinde seyredenleri de olabildiğini söyleyen Prof. Dr. Ali Kemal Erdemoğlu, “Hastalık 4 farklı şekilde seyredebilir. En sık ataklarla seyreden MS tipi mevcuttur. Hastalığın ne şekilde seyredeceği, hastanın ne sıklıkla atak geçireceği gibi bilgiler net olarak verilemediğinden bu sorunu aşmanın en güzel yolu, hasta-hekim diyaloğunu sıkı tutmak ve yakın takiptir. Son yıllarda sigara içmek ve D vitamini eksikliği çok önemli iki risk faktörünü ortaya koymuştur” şeklinde konuştu.

Tedavide MS ataklarının görülme sıklığını ve şiddetini azaltan, sinir sisteminde yeni hasarlı bölümler oluşmasını engelleyen ilaçlar kullanıldığını anlatan Erdemoğlu, “MS'nin yol açtığı sorunları gidermeye çalışan terapiler de bulunmaktadır. MS klinik tipine göre, hekim tarafınca belirlenen sıklıkta yakın takibi önerilir. Tedavideki yöntemleri atak, koruyucu, semptomatik tedavi ve rehabilitasyondan oluşur. Atak tedavisi ile atak sırasında ortaya çıkan nörolojik bulguların düzeltilmesi, atakların önlenmesi, oluşan özürlülüklerin giderilmesi, rehabilitasyon ve destekleyici tedaviler şeklinde tedaviler yapılmaktadır. Atağın sıklığı ve şiddetine göre tedavi içerikleri değişir. Sadece belirtiler ortaya çıktığında kas gevşeticiler, nöropatik ağrı tedavisi, mesane problemleri için tedavi, antidepresanlar kullanılır” dedi.

Kaslarda aşırı kasılma ve bazı mesane problemleri gibi MS belirtilerinin tedavisinde botox kullanılabildiğini ifade eden Prof. Dr. Erdemoğlu, ilaç tedavisinin yanı sıra gerekli durumlarda fizyoterapi yapılmasının çok faydalı olduğunu dile getirdi. Hastaya özgü egzersizlerin düzenli ve programlı uygulanması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Ali Kemal Erdemoğlu, “Egzersiz programları ve kasların çalıştırılması hastaların akut atak döneminin izlerini silmesine ve kas spazmlarının giderilmesine yardımcı olmakla beraber bu çalışmalar birçok hastanın kendine güvenini artırır” dedi.

Prof. Dr. Ali Kemal Erdemoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hasta ve hasta yakınlarının dikkat etmeleri gereken bir diğer nokta, ruhsatsız maddelerin ilaç gibi sunulması konusudur. Bu tip maddelerin kullanılması hayati tehlike arz etmekte, böbrek ve karaciğer yetersizliklerine yol açmaktadır. Bu noktada da hasta-hekim ilişkisinin sıkı diyalogla sürdürülmesi önem taşımaktadır. MS'li çoğu hastanın normal veya normale yakın bir ömür yaşadığını unutmamak gerekir. Kronik bir süreç olsa da uygun tedavilerin zamanında uygulanması, rehabilitasyon yaklaşımları ile maksimum düzeyde fayda sağlanır. MS hastasının takip etmesi gereken özel bir diyet yoktur. Bu konuda uyulması gereken tek kural her sağlıklı bireyin yapması gerekenlerle aynıdır. Ayrıca sigaradan uzak durup, alkol almamak, başka sağlık sorunlarının hastalığınızın üzerine eklenmesini ve hastalığınızın normal seyrinden daha da hızlı ilerlemesini engelleyecektir.”
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile