Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Yüksel Özdemir:

Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Yüksel Özdemir:

Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Atom ve Molekül Fiziği Öğretim Üyesi Doç.

  Dr . Yüksel Özdemir , Türkiye’de nükleer santrallerin kurulmasının ülkenin enerji geleceği için çok önemli olduğunu belirtti . Doç . Dr . Özdemir , son günlerde Türkiye’de kurulması düşünülen nükleer santraller ile ilgili bilgiler verdi . Nükleer enerjinin bugünlerde kamuoyunu bir hayli meşgul ettiğini ifade eden Özdemir , “Bu terim dünyada ilk kez 2 . Dünya savaşı sırasında duyulmuştur . 6 Ağustos 1945 tarihinde Japonya’nın Hiroşima , 9 Ağustos 1945’de Nagazaki kentlerine atılan bombalarla ilgili çalışmaların başlangıcı 20 . yy’ın başlangıcına kadar iner . Bu enerji kaynaklarıyla ilgilenen , Rutherford Hans ve Einstein ilk çalışan bilim adamlarıdır . Bu enerji kaynağı 16 Temmuz 1945 tarihinde ABD’nin New Meksiko eyaletinde denenmesine karşın , dünyada nükleer enerji terimini resmi olarak ilk kez 2 . Dünya savaşı esnasında Japonya’nın Hiroşima ( 6 Ağustos 1945 ) ve Nagazaki ( 9 Ağustos 1945 ) kentlerine atılan atom bombalarıyla duyulmuştur . Bu bölgelerde meydana gelen , hasar ve canlılar üzerindeki etki , birçok bilim adamı tarafından bu silahların yapımını önlemek için yoğun çaba harcamışlardır . Gerçekten bu silah çok güçlü enerjiye sahip ve yok edici özellik taşıyan bir silahtı . Bunlardan ortaya çıkan radyoaktif maddeler körlük , kısırlık , kanser gibi yan tesirleri görülmektedir ve bu etki yıllar boyu da devam etmektedir . Nükleer enerji , üretiminde dünya 50 yılını tamamlamıştır . Bu enerjinin barışçıl amaçlarla kullanımı 1930’lu yıllara dayanmasına karşılık deneysel anlamda ilk reaktör 1942 yılında ünlü fizikçi Fermi tarafından Chicago üniversitesi bahçesindeki tesiste deneme yapılmıştır . Nükleer enerji kaynaklardan ilk enerji üreten ülkeler 1955 yılı sonlarında ABD ve eski Sovyetler birliği olmuştur . Daha sonra bu gelişim esnasında , 1975 yılında 19 ülkede 157 santralin yapımı tamamlanmış ve çalışmaya başlamıştır . Böylece nükleer santrallerin elektrik üretim gizli güçleri 700 MW’a ulaşmıştır . Bu arada bu santrallerin yaygınlaşması esnasında nükleer silah sanayisi de hızlı bir şekilde gelişmiştir . 1970’li yıllarda petrolle ilgili enerji krizi ortaya çıkan ülkeler , enerji elde etmek için nükleer enerji kullanmaya başlamışlardır . Bu arada nükleer enerjinin o zamanki fiyatı alternatifleriyle rekabet edemeyecek düzeyde olduğu için uzun süre hayata geçirilmemiştir . Daha sonra dünyadaki varillik petrol fiyatları 3 dolardan 10 dolara yükselince rakipleriyle yarışabilir düzeye gelmiştir . Nükleer enerjinin dünya elektrik üretimindeki payı zaman zaman oluşan dalgalanmalara rağmen devamlı olarak artmıştır . ” diye konuştu . Nükleer enerjinin kullanımının son zamanlara dayanmasına rağmen , teknolojik gelişiminin çok hızlı olduğunu söyleyen Doç . Dr . Özdemir , “Bu enerjinin pek çok kullanım alanı vardır . Bunlardan en önemlisi elektrik üretimidir . Bundan başka , nükleer enerji tıpta endüstride ve silah sanayinde ( kıtalar arası balistik füzeler gibi ) önemli ölçüde kullanılmaktadır . Bugün dünyada mevcut nükleer silahlar birçok yerleşim yerlerini yok edecek güçtedir . ABD , Rusya , Fransa , İngiltere , İsrail , Çin , Hindistan , Pakistan , Güney Kore gibi ülkeler nükleer silaha sahip başka ülkelerdir . Bilindiği gibi bu silahlar lokal değildir . Küresel öneme sahiptir . Çıkacak herhangi bir savaşla sadece savaşan ülkeler değil , tüm dünyayı tehdit edecektir . ” dedi . Özdemir , nükleer enerji elde etmenin dezavantajlarını şöyle sıraladı : “Uranyum madeni çıkarılması esnasında çok fazla arazi işlendiği için dev miktarda atık madde ortaya çıkar . Örneğin 1 ton uranyum elde etmek için geride 20 bin atık madde kalır . Kullanılmış yakıtın reaktörlerden alınarak işleme tesislerine ve çıkan yüksek seviyeli atığın ise , gömülmesi için taşınması gerekmektedir . Bu esnada bir dikkatsizlik olursa potansiyel bir tehlikedir . Nükleer santrallerde kaza riski olduğunda büyük tehlikeler söz konusudur . Risk doğal afetlerle daha da artar . Bu nedenle deprem , heyelan , çığ düşmesi gibi doğal afetleri olan bölgelere konulması ciddi tehditler ortaya çıkarabilir . ”Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Atom ve Molekül Fiziği Öğretim Üyesi Doç . Dr . Yüksel Özdemir , nükleer enerji elde etmenin avantajlarını da şöyle açıkladı : ” Potansiyel rezervleri yüksektir . Bu günkü rezervlerin nükleer santralleri 150 yıl besleyeceği hesaplanmıştır . Ham madde hacmine göre çok yüksek miktarda enerji sağlar . 1 kg kömürden 3 kW/h , 1 kg petrolden 4 kW/h elektrik enerjisi üretilirken 1 kg uranyumdan ise 50 . 000 kW/h elektrik enerjisi üretilmektedir . Ham madde maliyetleri düşüktür . Çünkü enerji üretiminde çok az miktarda ham madde kullanılmaktadır . Nükleer santrallerde diğer santrallere göre daha az arazi kullanılır . Nükleer atıkların geri dönüşümü söz konusudur . İleri teknolojide yeniden işleme ile yanmış yakıtın içinde kalan fosil malzeme ( uranyum , plutonyum ) fisyon ürünlerinden ayrılıp yakıt üretimi için kullanılabilir . Nükleer enerjide yakıtın 10 yıl depolanma kolaylığı vardır . Dolayısıyla dışa bağımlılığı azaltma imkanı bulunmaktadır . Nükleer silah üretmek için bir nükleer santrale ihtiyaç yoktur . Başka bir anlatımla nükleer santraller , nükleer silah yapımı için uygun tesisler değildir . Nükleer santrallerde alınan önlemler nedeniyle insan yapısı her cihazda kaza riski olmasına karşın , burada kaza riski çok azdır . Nükleer santraller çevreyi korur . 1000MW gücündeki bir kömür santrali yada yaklaşık 3 milyon ton kömür harcayarak 7 milyon ton CO2 , 140 bin ton asit ihtiva eden gazlar ( sülfür ve azot oksitler ) ve 750 bin ton kül üretir . Bu değerlere bakarak 38 yıllık geçmişi olan nükleer santraller bu 38 yılda , 5500 milyon ton daha az kömür yakılmasına neden olmuştur . Böylece 13 . 000 milyon ton CO2 ve 250 milyon ton asit gazlar ve kanser yapıcı organik yanma ürünlerinin çevreye atılması önlemiştir . Ayrıca kömür santralleri çevreye radyasyon yaymaktadır ve bu radyasyon oranı nükleer santrallerinkinden az değildir . ”Türkiye’de enerji ihtiyacının sürekli arttığına dikkat çeken Özdemir , “Bu durum sanayi ve ekonomide yaşanan büyüme ve nüfus artışı sonucu oluşan sosyal gelişimin doğal bir sonucudur . Artan enerji ihtiyacı karşısında ortaya çıkan seçeneklerden birisi de nükleer enerjidir . Ancak birçok ülkede ( Fransa ve diğer batılı ülkeler ) olduğu gibi ülkemizde de nükleer enerji karşıtları kadar bu enerjiye destek verenler de bulunmaktadır . Ülkemizde nükleer enerji elde etme çalışmaları tarihi açıdan ele alalım . Ülkemizde nükleer enerji elde etme çalışmalarını 1955 yılına kadar geriye götürmek mümkündür . 1956 yılında başbakanlığa bağlı Atom Enerji Komisyonu kurulup ve 1961 yılında Büyük Çekmecede nükleer araştırma ve eğitim merkezinde 1MW gücünde araştırma reaktörünün işletmeye açılması izlenmiştir . 1982 yılında 2690 sayılı kanunla Atom Enerji Komisyonu , Atom Enerji Kurumu olarak yeniden yapılandırılmıştır . Bu kurumun amacı nükleer enerjiden elektrik üretmek , çalışmaları teşvik etmek ve düzenlemek , nükleer tesislere gerekli lisansı vermek ve denetlemektir . 1967 -79 yılları arasında ülkemizde ilk nükleer santralin kurulması planlanmış ancak 1977 yılında bitirilmesi planlanan santral 1970-71 yılları arasında ekonomik ve politik sebeplerden dolayı bir türlü kurulamamıştır . 1976 yılında santral için yer seçimi tamamlanmış , Akkuyu için lisans alınmış 1977 yılı uluslar arası ihaleye çıkış yılı olmuştur . İhalelerde bir takım problemlerin olması ve aynı zamanda 1980 ihtilali nedeniyle istenilen sonuç alınamamıştır . Dolayısıyla bu süreçler neticesinde bir türlü ülkemize gerek ekonomik gerekse iş istihdamı bakımından önemli olan santraller yapılamamıştır . ” şeklinde konuştu . Enerjinin , gelişmiş ve gelişmekte olan bütün ülkelerde ekonomik faaliyetlerin önde gelen koşulu olduğunu kaydeden Doç . Dr . Özdemir , “Yerli üretimimizde enerji ihtiyacımızı karşılama oranı 2000’li yıllarda giderek azalmıştır . Bundan sonraki yıllarda enerjinin önemi gittikçe artacaktır . Enerji ihtiyacımızda dışa bağımlılığı azaltmanın yollarına gidilmelidir . Bu durumda gelecek yıllarda enerji ile ilgili tedbir alınmazsa enerji açığı ülkemizin en büyük sıkıntılarından biri olacağı gerçektir . Ülkemizde artan bu enerji ihtiyacının karşılanabilmesi için nükleer enerji alternatif enerji kaynaklarından biri durumundadır . Ülkemizde son zamanlarda , nükleer Santraller kurulması gündeme geldiği bu günlerde bazı çevreler nükleer santral kurulmasına tepki göstermektedir . Fakat nükleer santral kurulması ülkemizde enerjide dışa bağımlılığı santral sayısına bağlı olarak ortadan kaldıracak dolayısıyla ülkemizin ekonomik anlamda büyük ölçüde rahatlayacağı kesindir . Dolayısıyla acilen bir bilim adamı olarak ülkemizde çok düzenli olmak üzere gerekli şartlar hazırlanarak nükleer santrallerin kurulması gerekmektedir . Ülkemizde bir kısım çevrelerin nükleer santrallerin kurulmasına karşı olmasının sebebini ön yargıya bağlamaktayım . Yukarıda ifade ettiğimiz avantajlar ve dezavantajlar dikkate alındığında nükleer santrallerin kurulmasına karşı çıkan vatandaşlarımız doğru bilgilerle bilgilendirilirse , nükleer santrallerin çevre dostu olduğunu fark edeceklerdir . AK Parti Hükümeti tarafından gündeme getirilen Türkiye’de nükleer santraller kurulmasının Türkiye’nin enerji geleceği için çok önemli olduğunu düşünmekteyim . ” dedi .
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile