Başbakan Yardımcısı Arınç Açıklaması

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, terörle mücadelenin çok şiddetli ve akılcı biçimde devam ettiğini bildirdi.

Arınç, ''Ölü sayısına bakarak, karşı taraf için, şehit sayısına bakarak bu taraf için övünecek bir noktada değiliz'' dedi.

Başbakan Yardımcısı Arınç, NTV'de katıldığı canlı yayında artan terör olaylarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Özellikle son aylarda, son haftalarda bazı eylemlerin, terör örgütünün ortaya koyduğu alçakça pusuların, şehitlerin sayısının, kaldırılan cenazelerin sayısı herkesi fevkalade üzdüğünü belirten Arınç, çok şükür bu konuda birlik olunduğunu, halkın bir yılgınlık bir ümitsizlik içinde olmadığını ifade etti.

Arınç, şunları kaydetti:

''Şüphesiz 10 tane, 20 tane, 15 tane, 25 tane eylemlerin tümüne baktığımızda, şehitlerimizin sayısına baktığımızda, Afyon'u bunun dışında koyarsak bir kaç gün evvel Bingöl'de, bir kaç gün sonra yine Bingöl'de başka bir mahalde bu tür eylemler yapılıyor. Bunların bir izahı var şüphesiz. Hükümet olarak bunu izah edebilecek durumdayız. Terörle mücadelenin de çok şiddetli biçimde ve akılcı biçimde devam ettiğini de söylemeliyiz. Orada da alınan sonuçlar var. Ölü sayısına bakarak, karşı taraf için, şehit sayısına bakarak bu taraf için övünecek bir noktada değiliz. Yani teröristlerden şu kadar zaman zarfında 500 kişiden fazla insan etkisiz hale getirildi dediğimiz zaman birileri demekki şiddetli bir mücadele var ve teröristlere de büyük zarar verdiriliyor diyebilir.

Tabi belki binlercesi bir tane masum insanının canına değmez. Biz, insan öldürmeyi hiç bir zaman hoşgörmeyen, insan haklarını, hukuk içerisinde kalmaya çok azami özen gösteren, hem insanız, hem bir hükümetiz hem de Türkiye'yiz, biz eşkiya değiliz, Türkiye'yiz, biz devletiz devlet ne mücadelesi yapacaksa, bunun hukuk içerisinde yapmalı ve yapıyor''

-Her ölümle biten olayda idari ve adli soruşturma zaten yapılıyor-

Dün Bingöl-Muş karayolundaki askeri konvoya yapılan saldırıya ilişkin bir takım şeylerin yazıldığını ifade eden Arınç, şöyle devam etti:

''Elazığ'da toplanma merkezindeki askerler birliklerine gönderiliyor. 33 askerimizin şehit edilmesiyle ilgili yıllar öncesine dayanan acı hatırayla, belki yoldan giderken, aynı amaçla gidiyorken bir benzerlik kurulabilir. Ama görülebildiği kadarıyla büyük otobüslere yerleştirilmiş 200'e yakın ve bu konvoy tanzim edilmiş. Bu konvoyda jammer dediğimiz sinyal kesici aletler de var, önüne arkasına koruyucu birlikler de yerleştirilmiş. Tabi gündüz vakti ve belli mesafe aldıktan sonra çok akıllıca bir hareketle teröristler açısından son otobüse roketatarla ateş açılmış. Orada meydana gelen hengame içerisinde sadece basit bir cevap verilebilmiş, onlar ateşlerine devam etmişler ve bir patlamayla otobüsteki askerlerin pek çoğu maalesef şehit olmuş. Tabi roketatarla ateş etmek ve son otobüsü hedeflemek, özellikle öncekine ateş açsalardı arkadakilerin belki müdahale etme veya karşılık verme imkanı olacaktı. Şimdi buna karşın efendim işte helikopterler olsaydı, nakiller onunla yapılsaydı.. Bu şartlar altında bu askerimizi helikopterlere koyup arka arkasına sevk etmek çok mümkün görünmüyor. Ama bir helikopter olsaydı da yukarıdan gözetleyici ve koruyucu önlemler alabilseydi, bu belki mümkündü. Ama elimizdeki polis ve jandarma helikopterlerinin o an için nerede görevli olduğunu herhalde komutanlar çok daha iyi bilirler.''

Öncesinde polislere, sonrasında askerlere yöneltilen bu olayın acı ve alçakça bir olay olduğunu belirten Arınç, bunun pusu kurmak suretiyle yapıldığını, etkili silah kullanıldığını kaydetti.

Kaba gözle bakılırsa, ortalama bazı önlemlerin alındığını söyleyebileceklerini ifade eden Arınç, her ölümle biten olayda idari ve adli soruşturmanın zaten yapıldığını, yani bir ihmalin bir görevi kötüye kullanmanın varlığının teröristler açısından değil, kendi açılarından ayrıca araştırıldığını bildirdi.

-Yaşanan olaylar, eylemler bir bütünün parçaları-

Olayı yalnız düşünmemek gerektiğini, Şemdinli, Beytüşşebap'ta yaşananları, Foça'da yine bir askeri servis aracına yapılan suikastı, arkasından Gaziantep'te olan olayları bir bütünün parçaları olarak düşünebileceklerini ifade eden Arınç, örgütün 2011'de devrimci halk savaşı başlatmak istediğini, halkın yüz vermediğini, her türlü şeyi denediğini ama bunun mümkün olmadığını söyledi.

Bu sefer KCK yapılanmasıyla devrimci halk savaşının altyapısını oluşturmaya çalıştıklarını anlatan Arınç, önceleri çok mesafe aldıklarını sonra yapılan operasyonlarla bu yapılanmanın da çökertildiğini kaydetti.

Bunun üzerine alan saha, hakimiyetini kurmak için Şemdinli, Beytüşşebap, Yüksekova, Çukurca bölgelerindeki şiddeti artırdıklarını ifade eden Arınç, bir taraftan da Suriye'deki bazı örneklere bakarak alan hakimiyetiyle meseleyi uluslararası platforma taşıyacak, siyasileştirecek bir noktaya getirmek istediklerini söyledi.

Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Şemdinli'de başaramadılar, Beytüşşebap'ta perişan oldular. Son verdikleri zayiatta esasen ölmek üzere gönderilen ve intihar saldırıları içinde cereyan eden olaylara karşı güvenlik güçlerimizin kahramanca, fedakarca mücadelesi sonunda alınmış neticelerdir. Bu da bunlardan bir tanesi. Onların haber ajansları dediğimiz, haber kaynaklarına baktığımızda teröristlerin başı ve lider konumunda olan kişilerin konuşmalarına veya verdikleri beyanatlara baktığımızda bir kısmını üstlenmediklerini görüyoruz. Özellikle Gaziantep gibi.. Ama ortaya çıkan sonuçta yine bunların PKK bağlantılı elemanlar tarafından yapıldığını gösteriyor. Sivillerin ve çocukların, kadınların öldüğü eylemlerde kendilerini geriye çekiyorlar. Bazen de bizim kontrolümüz altında olmadan yerel inisiyatifle bu eylem yapılmıştır diyebiliyorlar. Ama hepsinin hemen hemen sorumlusu PKK'dır, emir veren, talimat verenler onlardır. Şimdi 2012 yılını da kendileri açısından bir final olarak görüyorlar ve böylesine yaşları 13,15,17 olan bir şekilde kandırılarak, büyük tehditler altında, her aileden birisini kopartıp dağa çıkarmak suretiyle 30 senedir hayatta olan teröristlerin başları keyif çatarken, ölüme gönderdikleri kadınlar ve çocukların yaşları 13-17 arasında değişiyor. Geriye döndüklerinde orada infaz edilecekler dolayısıyla buraya geldiklerinde öldürmek ve ölmek için geliyorlar. Askerimiz polisimiz de de öldürmek amacıyla değil ama eylem yapmalarına engel olmak ve kendilerinin müdafaa etmek için bir karşılık veriyorlar.''

-''30-35 seneden beri hedeflediklerine bugüne kadar ulaşamadılar''

Halkın elbette terörle mücadelenin başarılı olacağına inandığını, hükümetin bu konuda iyi niyetli ve fedakarca gayretlerine sahip çıktığını ifade eden Arınç, ''ama ölen bizim insanımız, bizim çocuklarımız, bizim varlığımız her biri birbirinden kıymetli askerlerimizin hayatlarının kaybedilmiş olması onları fevkalede büyük bir üzüntüye düçar ediyor'' dedi.

Arınç, kendilerinin en son teknolojik imkanlarla ve bugünün gerektirdiği bütün stratejilerle, istihbaratın paylaşımından, ortaya koyacak eylemlere kadar geçmişte yapılmayan ölçüde terörle mücadele ettiklerini ve bunda başarılı olduklarını vurguladı.

Bugünkü olayların örgütün son deminde veya 2012 için hedef koyduğu bütün noktalara ulaşma konusunda, gözü dönmüş bir vaziyette yerel unsurlardan destek alarak da bu saldırıları götürdüğünü gösterdiğini ifade eden Arınç, buna karşı da sadece bir kaç ay içerisinde 500'den fazla teröristi etkisiz hale getiren, uçaklarıyla, kara kuvvetleriyle, jandarmasıyla ve bütün güvenlik güçleriyle mücadele yürüten hükümetin emrinde bir güvenlik kuvvetleri olduğunu belirtti.

Başbakan Yardımcısı Arınç, ''Demek ki onlar 30-35 seneden beri hedeflediklerine bugüne kadar ulaşamadılar ne 400 kilometrekare topraktaki alan hakimiyeti ne herhangi bir yerde 'biz varız' diye ortaya koyabildiler, vuruyorlar kaçıyorlar, kaçamazlarsa ölüyorlar. Bütün bunlara karşı da hükümet elbette son 3, 4 yıldan bu yana ne yapıldı da geçmişte hata oldu, veya etkili olamadı bunları analiz etti, bugün çok daha akılcı yöntemlerle bu işi götürmeye çalışıyor. Daha sabırlı olacağız ve mücadelemizi daha güçlü, daha etkili yapacağız'' şeklinde konuştu.

Arınç, diğer olaylar gibi bu son olaya ilişkin de bir soruşturma başlatılıp başlatılmadığını sorulması üzerine, şunları kaydetti:

''Herhangi bir olayda ölüm olsun olmasın özellikle ölüm hadisesi de varsa sivil ya da askeri yargı mesela Afyon'da olduğu gibi askeri yargının el koyduğu bir olayla karşı karşıyayız. Mesela Uludere konusunda Şırnak, Diyarbakır Cumhuriyet savcılıklarında takibat yaptırılıyor. Burada da mutlaka olacaktır. Olabilir ki ihmal söz konusu olabilir, olabilir ki yardım ve yataklık gibi herhangi bir haber istihbarat vermek gibi bir alçaklık olabilir, her türlü ihtimalleri Kılıçdaroğlu gibi yapmadan her türlü ihtimali bir olayda var kabul ederek ona göre araştırma yapıyoruz.''

Muhabir: Zeynep Akyıl

Yayıncı: Ertuğrul Cingil
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile