Bozdağ, Diyanet İşleri Başkanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'nce Güral Sapanca Otel'de düzenlenen Yurt Dışı Hizmetleri Konferansı-Küresel Gelişmeler Yeni Perspektifler toplantısına katıldı.
Bozdağ, yurt dışında, din hizmetleri konusunda kalıcı kadroların bulunmasının önemli olduğunu ifade ederek, ''Yani bir din hizmetleri ataşesi, bir din hizmetleri müşaviri veya bir din koordinatörü veya görevlileri Anadolu'dan başarılı olmuş insanları oraya götürüp iki sene sonra tekrar buraya döndürmek mi daha iyidir, yoksa yurt dışı teşkilatını kendi içerisinde onları kalıcı kadrolara dönüştürmek mi daha iyidir, daha verimlidir-'' diye konuştu.
-''Çocuklarımıza sahip çıkalım''-
Yurt dışında ''Gençlik Daireleri'' veya farklı adlarla kurulan yerler olduğunu, çocukların ailelerin yanından alınıp buralara getirildiğini, buradan da Türkler almayınca Hristiyan ailelerin yanına verildiğini anlattı.
Çocukların farklı kimliklere yönlendirildiğini kaydeden Bozdağ, o gençlerin Müslüman ailelerin yanında kalması gerektiğini söyledi. Bozdağ, müşavir, ataşe ve din koordinatörlerinin özellikle dikkat etmesi gerektiğini ifade etti.
Almanya'da yaklaşık 4 bin çocuğun gençlik dairelerine verildiğini anlatan Bozdağ, şunları söyledi:
''Çocuklarımıza sahip çıkalım, ailelerimizi bilinçlendirelim. Anadan babadan alınan yavruların alınmaması için emek verelim, mücadele yapalım ve ailelerin bilinçlendirmesi konusunda özel çabalarımız olsun.''
-Diyanet İşleri Başkanlığı'nın durumu-
''Diyanet İşleri Başkanlığı bu ülkenin çimento kuruluşlarındandır'' diyen Bozdağ, ülkenin birlik ve beraberliği için sayılacak kuruluşların başındakiler arasında yer aldığını söyledi.
Bozdağ, ''Ülkenin birliği ve beraberliğini açısından, İslam dininin doğru anlatılması, öğretilmesi ve yaşanması açısından son derece önemli bir kurumumuzdur'' dedi. Bozdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''O yüzden bu kurumun yaşaması ve gelecekte daha iyi hale gelmesi için tartışmaları yapmamız lazım. Yoksa Diyanet İşleri Başkanlığı'nı ortadan kaldıracak anlayışlar çerçevesinde tartışma yaparsak hatanın en büyüğünü yapmış oluruz. Çünkü bu ülkenin çimento kuruluşlarının en önde gelenlerinden bir tanesi Diyanet İşleri Başkanlığı'dır. Tabi yeni anayasa tartışmaları sırasında herkes görüşlerini söyleyecek mutlaka ama Diyanet İşleri Başkanlığı'nın görevini daha da yapabilmesi ve daha etkin olabilmesi ve daha iyi bir noktaya gelebilmesi için ortaya konacak görüşlerin çok çok önemli olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum.''
-''Laiklik din ve vicdan özgürlüğünün ana sigortasıdır''-
Laiklik konusuna da değinen Bozdağ, ''Esasında laiklik din ve vicdan özgürlüğünün ana sigortasıdır. Bu sigortayı doğru kullanmak lazım. Dini yaşamak isteyenin de sigortası laikliktir, dini kanaatler ifade etmek isteyenlerinde sigortasıdır'' diye konuştu.
Bozdağ, ancak maalesef Türkiye'de ve başka ülkelerde laikliği yanlış yorumlayan anlayışların, dinin üzerinde sanki laikliği baskıcı bir anlayış olarak algıladığını ve zaman zaman uyguladıklarını belirterek, ''Bu sigortayı, bu teminatı güçlendirecek şekilde anayasa çalışmaları yapılırken tartışmaların yapılmasında çok büyük bir fayda var'' dedi.
Bozdağ, şunları söyledi:
''24. Maddeye baktığınızda orada 'Anayasanın 14. Maddesine aykırı olmamak kaydıyla dini ayin, ibadet ve törenler serbesttir' diyor. Bizim anayasamız, Meclis yasaklamak istediği zaman 14. Madde kapsamına giriyorsa, dini ibadet, ayin ve törenleri yasaklama yetkisini Meclis'e veriyor. Böyle olur mu laiklik- O zaman anayasa tartışılırken onu yasaklama yetkisini değil, bunu meclislerin de yasaklayamayacağı kuralını koymak ve o teminatı orada almak lazım, koymak gerekiyor. Bizim anayasamızda tam tersi var. Öte yandan hiç kimse dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz, suçlanamaz. Doğru. Güzel bir şey ama dini inanç ve kanaatinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Yaşamak istediği zaman, kınanabilir, suçlanabilir gibi mefhum muhalifinden gibi bir şey çıkıyor. O zaman dini inançlarından, dini kanaatlerinden, yaşamak istediği zaman da yaşantısından dolayı da laiklik insanların kınanmayacağı, suçlanmayacağı bir sistemin adıdır. Kınayana ve suçlayana karşı kınanan ve suçlanan kişiyi koruma görevini devlete, Meclise, hükümete yükleyen sistemin adıdır laiklik.''
Bozdağ, şöyle devam etti:
''Diyanet İşleri Başkanlığı kanunda tanımlanan görevleri yapar. Nasıl yapar- Laiklik ilkesi doğrultusunda yapar. Dünyanın neresinde dini anlatmakla, dini ibadet yerlerini yönetmekle, dini yaşama ilişkin konularla yetkilendirilmiş ve görevlendirilmiş bir teşkilata şöyle bir sınır koyan düzenleme olabilir mi- Bizim anayasamızda var. O yüzden bu kurumu, asli görevlerini, kanunlara, demokratik ülkelerde, gerçek laik ülkelerde olduğu şekilde yapmaya hizmet edecek şekilde tartışmak ve daha ileri noktalara taşıma konusunda elbette her kesimin görüşlerine ihtiyaç vardır. Biz bu teşkilatı güçlendirecek her türlü adımın atılmasından yanayız. O adımlar bu teşkilatı daha da güçlendirecektir.''
Toplantıya, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yurt dışında görev yapan ataşe, müşavir ve koordinatörleri katıldı .
Başbakan Yardımcısı Bozdağ'ın Açıklaması
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ''Diyanet İşleri Başkanlığı'nı ortadan kaldıracak anlayışlar çerçevesinde tartışma yaparsak hatanın en büyüğünü yapmış oluruz. Çünkü bu ülkenin çimento kuruluşlarının en önde gelenlerinden bir tanesi Diyanet İşleri Başkanlığı'dır'' dedi.



















