BDP ile konuşmamak?!
Başbakan parti başkanlarına, 'Terörle Mücadele konusunda görüş alışverişinde bulunmak' üzere 'makamlarında' 'ziyaret etmek arzusunu' bildiren mektup gönderdi.
Başbakan parti başkanlarına , ‘Terörle Mücadele konusunda görüş alışverişinde bulunmak’ üzere ‘makamlarında’ ‘ziyaret etmek arzusunu’ bildiren mektup gönderdi .
Mektubun grubu bulunan partilerden MHP ve BDP’ye gönderilmediği açıklandı .
Ben , sayın Bahçeli’nin ‘Konuşmayı düşünmüyorum’ demiş olmasına karşın , MHP genel başkanlığına mektup gönderilmesinin daha doğru olacağını sanıyorum .
Üzerinde durmak istediğim , BDP’ye mektup gönderilmemesidir . Davet yapılmamasının nedenini Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik açıkladı : ‘Sayın Başbakan , terörden nemalandıklarını düşündüğü partilere bu kapsamda gitmeyecektir . ’
BDP’ne mektup gönderilmemesini doğru bulmuyorum .
Önce söyleyeyim , sayın Erdoğan bir fırsatı daha kaçırmak üzeredir . Kürt sorununda benzer eşikler aşılarak yol alınabilir .
Vakit geçmemiştir , Başbakan mektup göndermeme görüşünü değiştirip , hatta açıkça değiştirdiğini ilan edip , BDP’ne de mektup göndermelidir .
BDP’ne mektup gönderilmemesine ilk itirazım , ülkenin önemli sorunlarının Meclis’te grubu bulunan parti liderleriyle görüşülmesinde ayrımcılık yapılmasınadır . Başbakan’ın muhalefet partilerinin politikalarını , kendi değerleriyle karşılaştırıp , bazılarıyla görüşmeme kararı almaya hakkı ve yetkisi olmadığını sanıyorum . Sayın Erdoğan , iktidar partisi lideri olarak istediğiyle konuşabilir , istedikleriyle de konuşmaz ; ama ‘terör’ konusunda ‘Başbakan’ olarak görüşme söz konusuysa , ayrımcılık yapmamalıdır .
Hatırlayalım , barajla önü tıkanan DTP’nin bazı üyeleri bağımsız aday olup seçilmişler , DTP’nin yerine BDP kurulmuştur . Şimdi BDP ‘başbakanlıkça’ , ‘terörden nemalandığı’ , yani ‘terörden beslendiği’ gerekçesiyle diğer partilerden farklı yerde görülmektedir .
Söz konusu ‘terör’ , PKK tarafından yürütülmektedir . Bir siyasal parti için ‘terörden besleniyor’ demek açıkça ‘PKK o partiyi destekliyor’ demektir .
Şimdi insaf ile düşünelim , Kürtler ve BDP , PKK’dan ne kadar bağımsız olabilir?
BDP’nin gücünü Kürtler belirler . Bunların büyük çoğunluğu Türklerle birlikte yaşamak istemektedir . BDP politikaları , Kürtlerin düşüncelerine ve tavırlarına bağlıdır . O halde BDP Kürtlere , sonra da PKK’ya bakar .
Bu Kürtler , açılımın başlangıcındaki politikalara uygulanması hızlandıkça PKK’dan uzaklaşır , duraksadıkça PKK’ya yakınlaşırlar . Aralarındaki ilişkinin kural dışılığı unutulmamalıdır .
BDP Kürtlerden bağımsız olamaz . Kürtlerin çoğunlukta bulunduğu illerden bağımsız milletvekili seçilenlerin , orada yaşayanları görmezden gelmelerini , onlara karşı olmalarını beklemek , Ak Parti’nin Filistin sorununa kayıtsız kalmasını ; ya da CHP’nin öğretmenlerden uzaklaşmasını beklemeye benzer . Siyasette bulunanlar , partinin ufalanmasıyla sonuçlanacak gelişmeleri siyasal bir seçenekmiş gibi o partiden isteyemezler . BDP de , Kürtlerin ilgisi kadar PKK’yı yok sayamaz .
Şu gerçek göz ardı edilmemelidir : BDP hiçbir biçimde PKK’ya güç veremez!
Başbakan , BDP’nin yasalara göre seçilmiş yetkilileriyle görüşmelidir . O’nun görüşme sırasındaki durumunu , görüştüklerinin kimlerden güç aldığı veya yararlandığı konusu etkilememeli ve bağlamamalıdır! Başbakan görüştüklerine güç verenler yasa dışıysa ‘güvenlik güçleri onları yargı karşısına çıkarır’ deyip kendi işine bakmalıdır .
Görüşme sırasında BDP , PKK’nın sözlerini tekrarladığında da ; ‘sen O’nun dediğini tekrarlıyorsun’ diye değil , ‘bunlar doğru değil , doğru olan şudur’ biçiminde cevaplanmalıdır .
Meclis içindeki BDP ile görüşmek , yasadışı oluşumlarla konuşmadan önceki duraktır .
Radikal



















