Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası eski Başkanı Süreyya Serdengeçti, kürel ekonomik krizden etkilenen Türkiye'nin orta yeri geçtiğini ve iyileşmenin başladığını ifade ederek, krizden çıkış yolunun ancak Avrupa'daki finans sektöründe yaşanan küçülmenin durmasıyla mümkün olabileceğine dikkat çekti.
Merkez Bankası eski Başkanı Süreyya Serdengeçti Manisa Ticaret ve Sanayi Odası'nın (MTSO) düzenlediği "Küresel Kriz ve Türkiye" konulu seminere katıldı. Anemon Otel'de düzenlenen seminere Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Rektörü Prof. Dr. Semra Öncü, Manisa Belediye Başkan yardımcısı Nursel Ustamehmetoğlu, MTSO Başkanı Bülent Koşmaz, eski Çevre Bakanı Rıza Akçalı, daire müdürleri, sanayici ve iş adamları katıldı.
Açılış konuşmasını yapan MTSO Başkanı Bülent Koşmaz, "Kriz artık her yıl kullandığımız bir kelime ama onu ne kadar tanıyoruz? Küçülmelere varan ivme oranları, yüksek işsizlik rakamları her ekonomi döneminde duymaya alıştığımız kelimeler haline geldi. Acaba kriz bitti mi, yoksa ikinci bir dalga mı geliyor, üst noktasına ulaşıldı mı? Bu soruların cevabı var mı? Belki de en önemli olan krizden önce bu belirsizliği yenebilmek. Belirsizliğin, çekimserliğin kalktığı ülkeler güven ortamının tesis edildiği
durumlarda insanların yatırım ve harcama yapması ile kriz de yavaş yavaş ortadan kalkıyor" dedi.
Merkez Bankası eski Başkanı Süreyya Serdengeçti, Türkiye'nin oldukça zor bir dönemden geçtiğini ancak sadece Türkiye'de değil dünyada bu zorluğun yaşandığını ifade ederek, "Bu tür dönemlerin ortak özelliği olan karışıklıkları hepimiz yaşıyoruz. İnsanlar kötü birşey yaşadıklarında bunun orta yeri yani dip noktası geçildiyse 'en kötü görülmüş' oluyor ondan sonra artık eskisi kadar kötü olmayacağı için insanlara bir moral verebiliyor. 2009'un ilk çeyreğinden beri diyorum ki orta yer işte burasıydı. 2009'un
ilk çeyreği, sayısız göstergeler ile ilgili hem Türkiye ekonomisi olsun hem Avrupa buna işaret ediyor, orta yeri geçtik. Bu iyi haber" diye konuştu.
Yaşanan küresel krizin daha önce yaşanan başka krizlere benzemediğine dikkat çeken Serdengeçti, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu kriz Türkiye'de önceki krizlere hiç benzemiyor. O yüzden bazı özelliklerin üzerinde durmamız lazım. Bunlardan bir tanesi krizin Amerika'da çıkmış olması. Amerikan konut fiyatlarındaki düşüş sona ermeden, bu da kafi değil, kalıcı bir çıkışı görmeden bir kere biz bu krizde gerçek düzelmenin başladığını söylemeyiz. Bunu takip etmek kolay, dünya kadar veri Amerika'da açıklanıyor, mevsimsel olarak düzeltiliyor. İkincisi ise finansal kesimlerin dışarda küçülmeleri durmadan bu krizde gerçekten düzelmenin başladığını söyleyemeyeceğiz. Finansal kesimin küçülmesi ne demek? Örneğin bütün bankaların bilançolarını bir araya getirin, doğru bir bilanço çıkarın, o bilançolar küçülüyorsa bilin ki kredi mekanizması çalışmıyor demektir. Kredi mekanizması da çalışmıyorsa, daralma devam ediyorsa bu durumda zaten düzelmenin başladığını söylemek pek mümkün olmayacak. Öyle anlaşılıyor ki Avrupa ve Amerika'da olduğu gibi önümüzde uzun bir yol var. Üzgünüm, bu bizim krizler gibi değil bu kriz uzun sürecek. Eskiler kadar kötü olmayacak ama uzun sürecek. Uzun sürme meselesinin bir unsuru; reform süreci batıda aksıyor. Batı bizim gibi krizlere alışık değil. Biz birçok kriz yaşadık.
Bürokrasi her kriz döneminde reformlarına hazırdır. Kriz olunca biz krizi fırsata çevirirdik. 2001'deki Merkez Bankası bağımsızlığı böyle bir şeydi. Bugün çok övündüğümüz, 2001-2002'de yaptığımız bankacılık reformu bir krizin fırsata çevrilmesiydi. Daha önce siyasilere bunu kabul ettirmek mümkün olmamıştı. Kriz ortamında mümkün olmuştu. Batıya baktığınız zaman Amerika'ya Avrupa'ya böyle bir hazırlığın olmadığı anlaşılıyor. Orada dünya kadar kitap çıktı. Dünya kadar insan bu sorunları söyledi. Ama bürokrasilerinde böyle bir hazırlığın olmadığı anlaşılıyor. Hala bankaların düzenleme ve denetleme alanındaki reform son halini almış degil. Oysa krizin başlaması 2 seneyi aşkın bir zaman oldu. Bu açıkçası beni çok kötümser yapıyor. Çok yavaş ilerleyen bir süreç var. Dolayısıyla bu uzun sürecek bir kriz. Bizi etkilemeye devam edecek, bundan çıkış kolay değil. Biz maalesef bunu başından beri böyle algılamakta zorluklar çektik."
Küresel krizin başında alınması gereken tedbirlere değinen Serdengeçti, "Bu krizi nasıl görecektik? Ortada bir hasar var. Bunun çözümlerini dış dünyada arayağız. Oradan geldiğine göre içeride de finans kesimi ile reel kesim arasındaki ikili ilişkilere bakarak görecektik. Tedbirleri ona göre alacaktık. Bu pek mümkün olmadı. Her cehpede aynı anda savaşmaya başladık, ondan da muvaffak olmak mümkün değildi. Hiç tedbir alınmadı değil. Biraz da onları inceleyelim. Merkez Bankası 2008 sonbaharından itibaren bütün likitide pencerelerini açtı. Ne kadar iyi yaptı dedik hepimiz de alkışladık. Merkez Bankası bağımsız olduğundan beri her çalkantıda aynı şeyi yapmıştı. Çok da işe yaramıştı. Bu defa da aynı şeyi yaptı işe de yaradı. O bakımdan hiçbir sorun yok. IMF'nin zamanında Türkiye'ye çok faydası oldu. 2005'ten sonra ise aynı faydayı sağladığını söyleyemem. Bizim yatırımlarımıza tasarruflarımız yetmiyor. Bu yüzden cari açığımız var.
Kriz ile birlikte kamu borçları arttı, büyüme yavaşladı, işsizlik arttı. Son söz
olarak krizin etkisini azaltmak için krizi doğru anlamak, para ve maliye politikalarında düzenleme yapmak, bankalar, şirketler, hane halkı için yol haritası, doğru iletişim, eş güdüm ve eyle gerekiyor" şeklinde konuştu.
Seminer daha sonra soru-cevap şeklinde devam etti. Ardından katılımcılara kokteyl verildi.
Ekonomik krizde orta yolu geçtik
Merkez Bankası eski Başkanı Süreyya Serdengeçti, krizden çıkış yolunun ancak Avrupa'daki finans sektöründe yaşanan küçülmenin durmasıyla mümkün olabileceğini söyledi.



















