Ne yapılıyor?

Doğruyu söylemek gerekirse genel seçime, hatta cumhurbaşkanı seçimi için yapılacak halkoylamasına kadar...


Doğruyu söylemek gerekirse genel seçime, hatta cumhurbaşkanı seçimi için yapılacak halkoylamasına kadar demokratikleşme konusunda sadece laf çevirmekle yetinileceğini, bunun ötesinde fazla bir şey beklemenin hayalcilik olacağını düşünüyordum.. Ama yanılmışım.. Anlaşılıyor ki, anayasa referandumunda yüzde 58 gibi ciddi oranda destek aldıktan sonra hükümet, süreci düşünceden proje zeminine taşıma hatta genel seçim sonrası düğmeye basmak üzere bir yol haritası belirleme işini sıkı tutma konusunda kararlı.
Ayrıntıları bilinmese de güvenlik birimlerinin referandum sonrası BDP, Abdullah Öcalan, PKK ve Kuzey Irak yönetimini de içine alan çözüm için zemin arama/ oluşturma çalışması son derece önemli. Siyasal ve toplumsal zorluklar göz önüne alındığında Türkiye’nin terör tehdidi ortadan kalkmadan demokratik açılımı sürdürmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla PKK’nın ilk aşamada eylemsizlik ardından silah bırakma kararı aldığını açıklaması gerektiği görüşünün sürecin Kürt aktörleri tarafından eskisi kadar sert itirazla karşılanmadığı anlaşılıyor. İki ay önce ‘Artık ben devrede değilim” diyen Öcalan’ın kendisiyle yapılan bir dizi görüşmeden sonra örgütün lider kadrosuna gönderdiği mesajla bir dizi kararın hayata geçirilmesini sağladığı da.. Bu çerçevede provokasyonlara kapıyı kapatmak maksadıyla PKK’nın Türkiye’deki unsurlarının Kuzey Irak’a çekilmesi gündemde..  
Engeller azalıyor, yapılan görüşmeler şiddetin son bulması yolundaki ümitleri güçlendiriyor. Ancak kolay ve risksiz bir iş değil yapılan.. Şiddetin sürdüğü, şehit cenazelerinin gelmeye devam ettiği ortamda çözüm yolunda siyasetin eli ayağı bağlanıyor... Öte yandan ayrıntılar üzerinde fazla çalışılmamasının nasıl sonuçlar doğurabileceği Habur örneğinde görüldüğü için bu defa her adımın önceden planlanması gerekiyor.. Kimya dilinde‘ kritik denge’ denilen suruma benzer bir hal bu.. Kanlı tabloların, şehit cenazelerinin görünmemesinin yetmediği, süreci sekteye uğratacak açıklamalardan herkesin kaçınması gerektiği bir dönem.. 
Meselenin kilit noktası şüphesiz güvenlik.. Ama durumu kalıcı bir iç barışa taşıyacak olan bu değil. Ankara bir taraftan terörü göğüslenebilir, asayiş sorunu sınırlarına çekecek tedbirler için çaba harcarken diğer taraftan ‘açılım’ diyerek çıktığı yolda sözcüğün altını doldurmayı sağlayacak projelere hazırlama derdinde. 
Gelinen noktada Türkiye’nin cevabını aradığı en önemli soru sanıyorum şu:
Hem merkezi yönetimden yerel yönetimlere yetki, görev, kaynak aktarımı demek
olan desantralizasyonu gerçekleştirmeyi
hem de üniter yapı içinde birliği
korumayı nasıl sağlayabiliriz, bunun için anayasal/ yasal zeminde ne gibi düzenlemeler yapmak gerekir?
Bu, ‘derin aklın’ hukuk alanında uzmanlık konuları farklı bir grup akademisyenin önüne koyduğu, idare hukuku potasına dökülmesi gereken ev ödevi!..
“İyi de yapılmak istenen ne, derseniz. Şu an için belli olan ‘Neyin yapılmayacağı’..
Örneğin, herhalde Avrupa Birliği’nin talep ettiklerinin ötesinde bir düzenlemeye gidilmesi  söz konusu olmayacak.. Yani Türkiye 1999’da Helsinki’de AB üyeliğine aday olduğunun kabul ve ilan edildiği zirvede eksiksiz yerine getirme taahhüdünde bulunduğu ‘Kopenhag kriterlerine uyumun gerektirdiği düzenlemeleri gerçekleştirmeyi; keza ‘İkiz sözleşmeler’ diye bilinen 15 Ağustos 2000’de DSP, MHP, ANAP koalisyonu döneminde imzalanan ‘Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’yle ‘BM Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi’ndeki taahhütlerini esas alacak.
Öte yandan hazırlanacak yeni anayasada Türk kimliği dışında bir kimlik zikredileceğini düşünmek de akla ziyan. Ama kuvvetle muhtemel ki; cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk tarafından kaleme alınan 1924 Anayasası doğrultusunda Türk tanımının, etnik, dini inanç, anadil farklılıkları üzerinde üst kimlik konumu ifade edilecek....
Anadilde eğitim meselesi ise bence Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yaptığı son açıklamalarla artık gündemden düştü. BDP çevresi ne kadar itiraz ederse etsin Ak Parti’nin yapabileceği düzenlemenin sınırı belli: Kürtçenin seçmeli ders olarak programa dahil edilmesi.

Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile