Son durak: Yeni Anayasa Mahkemesi

Yargıtay'ın, 2008'de, türbanlı öğrenciyi dersten çıkaran öğretim üyesine "uyarma" cezası veren üniversite...


Yargıtay'ın, 2008'de, türbanlı öğrenciyi dersten çıkaran öğretim üyesine "uyarma" cezası veren üniversite yönetimini tazminat ödemeye mahkûm ettiği, üniversite yönetiminin eyleminin Danıştay tarafından da "anayasal ilkelere aykırı" olarak nitelendirildiği ortaya çıktı.
Anayasa, yasa ve yönetmeliklerde, türban takan öğrencilere disiplin cezası verilmesine yönelik açık hiçbir hüküm bulunmamasına rağmen, yargı kararlarıyla oluşturulan sert duvar, ancak yeni bir anayasa değişikliğinin üye sayısı 17'ye çıkarılan Anayasa Mahkemesi'nin tarihi içtihatlarını değiştirmesiyle mümkün olacak. Aksi takdirde, YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan dahil, başörtüsü ile derse girilmesi konusunda karar alanlar ceza ve tazminat davaları ile karşı karşıya kalabilecek. 

ÖĞRENCİYİ CEZALANDIRIN
1998'de, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde türbanlı öğrenciyi dersten çıkaran öğretim üyesine, üniversite yönetimi, "uyarma" cezası verdi. Öğretim üyesi, kararın iptali ile dava açtı. Yerel mahkemenin reddettiği başvuruyu yerinde bulan Danıştay, cezayı kaldırdı.
Kararda, "Belli bir ideolojinin simgesi olarak görülen kılık kıyafetle derse girmek isteyen öğrencilerin davacıya tavır almaları ve şikâyette bulunmaları nedeniyle disiplin hükümleri uyarınca cezalandırılmaları gerekirken görevini anayasal ilkelere uygun olarak yerine getirmek isteyen davacı hakkında uyarma cezası verilmesi hukuka aykırıdır" denildi.
Danıştay kararını dayanak alarak, üniversite yönetimi aleyhinde tazminat davası açan öğretim üyesinin bu başvurusunu Yargıtay 4. Hukuk Dairesi yerinde buldu. Kararda, "öğretim görevlisinin anayasal kuralları uyguladığı, kural ve ilkelere aykırı tutum gösteren üniversite yönetiminin tazminat ödemesi" gerektiği kaydedildi. Yerel mahkemenin itirazı üzerine dosyayı görüşen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da dairenin yorumunu yerinde buldu. Emsal niteliğindeki karar, Özcan'ın talimatını uygulayan öğretim üyelerini ve üniversite yönetimlerini tazminat riskiyle karşı karşıya bırakabilecek.

YARGI KARARLARI
Buna karşılık, türban takan öğrencilere verilecek disiplin cezaları konusunda, anayasa, yasa ve yönetmeliklerde açık hiçbir hüküm bulunmuyor. Bugüne kadar, türban takmakta ısrar eden öğrencilere, YÖK Disiplin Yönetmeliği'nin "öğrenciye yakışmayan davranış" ve "düzeni bozmak" hükümlerinden ceza verildi. Ancak yargı kararlarının katılığı, öğrencilere yaptırım uygulamayan öğretim üyelerini "görevi kötüye kullanmak", "mahkeme kararlarına uymamak" gibi suçları işlemekle de karşı karşıya bırakıyor.
Bu tablo nedeniyle, üniversitelerde türban serbestisi, ancak yargı kararlarının değişmesiyle mümkün olabilecek. Anayasa Mahkemesi'nin, 1989, 1991 ve son olarak 2008'de verdiği kararlar, üniversitelerdeki türban serbestisinin, anayasanın değiştirilemez maddelerine aykırı olduğuna işaret ediyor. Danıştay ve Yargıtay da bu kararları uygulamayanları cezalandırıyor. Ak Parti, bu nedenle, kapatma davasına hedef oldu. Yüksek Mahkeme, davada, türbanla ilgili girişimleri, laikliğe aykırı faaliyetlerin odağı haline gelmenin delili saydı.

SON UMUT YENİ YAPI
Buna rağmen, yargı kararları da yine anayasa değişikliği ile ortadan kalkabilecek. 12 Eylül referandumunda kabul edilen anayasa paketi ile yapısı değiştirilen Anayasa Mahkemesi, olası bir anayasa değişikliğini görüşürken, içtihatlarını değiştirirse,   yasak da kalkacak.


Ek 17. maddenin önemi
25 Ekim 1990'da eklenen YÖK Yasası'nın ek 17. maddesinde, "Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile; yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir" ifadesi yer alıyor. Ak Parti hükümeti, 2008'de Anayasa'nın 10 ve 42. maddelerini değiştirmiş, ancak düzenleme Anayasa Mahkemesi'nden dönmüştü. Bunun üzerine ek 17. madde ile ilgili herhangi bir düzenleme yapılmamıştı. Ek 17. maddenin yürürlükten kaldırılması veya madde içindeki "yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydıyla" ifadesinin çıkarılması halinde, öğrenciler türbanla üniversitelere serbestçe girip çıkabilecek.

OKULLARDA DURUM NE?
Diyarbakır Dicle Üniversitesi: Türban yasağı uygulanmıyor. Türbanlı öğrenciler kampüse ve derslere bir engelle karşılaşmadan girebiliyor. Ancak derse giren bir öğretim üyesi, türbanlı öğrenciyi isterse dersine sokmayabiliyor. Kendi inisiyatifinde.
Eskişehir Anadolu Üniversitesi: Türbanlı öğrenciler kampüse girebiliyor, ancak derslerde türbanlarını çıkarıyorlar. Rektör Prof. Davut Aydın, "Bugüne kadar başörtüsü konusunda problem yaşamadık. Şu anda da bu şekilde devam ediliyor" dedi.
Erzurum Atatürk Üniversitesi: Türbanlı öğrenciler kampüse girebiliyor, ancak hiçbir zaman derslere türbanlarıyla alınmıyorlar. Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hikmet Koçak, şöyle dedi: "Geçen yıl nasıl uygulama yapıldıysa bu yıl da aynen uygulanacak. Disiplin cezası olanlar hakkında gerekli işlem yapılacak. Disiplin cezası olanlar dershanelere alınmayacak. Eğitim öğretim, yasalarda ve hem Anayasal hem insan haklarıyla ilgili kavram. Şu anda Türkiye'nin gündeminde bu konu var. 2452 sayılı Kanuna göre eğitimde yapılacak işlemler belirlenmiştir. Disiplin suçu işleyen varsa bu sadece başörtüsü değil, başka konularda da gerekli tutanaklar tutulur, gereği yapılır. Şu anda üniversitemizde başörtüyle ilgili bir sıkıntı yok."
Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi: Türbanlı öğrenciler kampüse girebiliyor, içeride türbanlarıyla dolaşabiliyor ancak dersliklere türbanlarıyla alınmıyorlar. Derste türbanlarını çıkaran öğrenciler, çıkışta tekrar başlarını kapatıyor.
Adana Çukurova Üniversitesi: Öğrenciler kampüse türbanlı olarak girebiliyorlar, ancak derslere bu şekilde girmelerine izin verilmiyor. Rektörlük'ten bu konulara ilişkin soruya yanıt gelmedi.

Üniversitede 'mahalle baskısı' nasıl önlenecek?Kamuoyu araştırmacısı ve gazeteci Tarhan Erdem, üniversitelerdeki türban yasağının sona erdirilmesiyle üniversitelerdeki 'mahalle baskısı' olasılığını gündeme getirdi. Son sekiz yılda yaptığı araştırma sonuçlarına göre başını örten kadın sayısındaki artışın nüfus artış hızını geçtiğini belirten Erdem, Radikal gazetesinde şu ifadeleri kullandı:
"Demokrasinin düşünülmediği zamanlarda bile, eşitlik ve güvenliği temsil eden bazı meslek sahiplerinin, inançlarının simgelerini taşımalarından kaçınılmıştır. Hâkimlerin peruk takması, polis ve askerin üniforma giymeleri bu nedenledir. Üniversite öğrencilerinin ileride mesleklerini icrasında 'inançlarının gereğini', sınır ve ölçü tanımadan, uygulamalarının sakıncası ortadadır. Önce bunu konuşmalı ve çözümlemeliyiz. İkinci konumuz, üniversitede 'mahalle baskısının' nasıl önleneceğidir.
Çevre baskısıyla bütün yüksek öğretim gençliğinin başını örtmesi durumunda, demokrasiyi yaşatıp yaşatamayacağımızda tereddütler vardır."

Şahin türbanda taraf olmak istemedi
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun üniversitelerdeki başörtüsü sorununun çözümü için bir yol belirleyeceklerini belirterek, "Bu yasayla mı çözülür, anayasa ile mi çözülür, bu çalışmalar sonucunda ortaya çıkacak bir konudur. Bunları hep birlikte takip edeceğiz. Ben herhangi bir yönlendirme yapmak istemem, bir taraf olmak istemem" dedi. Şahin, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'ın başörtüsü sorununun çözümü için anayasa değişikliği gerekmediği yönündeki değerlendirmelerine de saygı duyduğunu söyledi. 
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile