'Tanzimat Sonrası Lübnan' Konferansı

Prof. Dr. Ortaylı: 'Tanzimatla beraber yeni kurulan Lübnan Dağı mutasarrıflığı yerel demokrasi uygulamasının ikinci örneğidir' 'Tanzimat yönetimi ve mutasarrıflık sisteminin verimli olduğu bir gerçek. Sadece bürokrasi ve merkezi hükümette değil aynı zamanda insanlar için de böyle' 'Lübnan Dağı'ndaki sistem, dünya savaşı ve Fransız mandası sonrası yeni kurulan Lübnan için bir model olmuştu'

Lübnan'ın başkenti Beyrut'taki Yunus Emre Enstitüsü, 'Tanzimat Sonrası Lübnan' konulu bir konferans düzenledi.

Beyrut'taki Lübnan Üniversitesi'nde düzenlenen konferansta konuşan Prof. Dr. İlber Ortaylı, 1839 sonrası Osmanlı'da oluşan yeni yapılanmanın Lübnan üzerindeki etkisini anlattı.

Osmanlı'nın, 19'uncu yüzyılda modernleşen bir imparatorluk haline dönüştüğünü, modernleşmek zorunda olduğunu belirten Ortaylı, 'İkinci Viyana kuşatmasının sona ermesinin ardından ordumuzu modernleştirmek zorunda olduğumuzu anladık. Böylece imparatorluk modernleşmeye başladı. Ordunun modern olabilmesi için ilk olarak mühendisliğe ihtiyacımız vardı. Daha sonrası için tıp, veteriner bilimi ki orduda atlarınız var sonra kimya ve eczacılık son olarak merkezi hükümet modernleşti.' dedi.

Modern bir yönetim kurabilmenin yolunun devletin modernizmi vilayetlerine de taşıyabilmesi olduğunu ifade eden Ortaylı 'Bu vilayetler arasında da Cebel Lübnan bölgesi (Lübnan'daki Lübnan Dağı şehri) ilk vilayetlerdendi. Modern sistemi buraya taşımamız bir kaza veya tesadüf sonucu değildi. Lübnan Dağı bölgesi Maruniler ve Dürziler arasında çok geniş bir alana yayılıyor. Bu da bir tür uluslararası müdahaleyi beraberinde getirdi. Bu müdahaleden sonra modern Osmanlı aklı bu ülke için yeni bir yapı oluşturdu. Bu, Lübnan Dağı mutasarrıflığı idi.' diye konuştu.

Tanzimatla beraber yeni kurulan Lübnan Dağı mutasarrıflığının yerel demokrasi uygulamasının ikinci örneği olduğunun altını çizen Ortaylı, 'Bu sisteme doğrudan Tanzimat dönemi bürokratları tarafından izin verildi. Buna izin veren Tanzimat bürokratları arasında seküler bürokratların yanı sıra din görevlileri de vardı. Mesela 19. yüzyıl dahilerinden ünlü hukuk adamı Ahmed Cevdet Paşa ve İstanbul'da çok fakir bir kapıcının oğlu olan Mehmet Emin Ali Paşa bunun örneği' değerlendirmesinde bulundu.

Bu süreçte Tanzimat bürokratlarının halkı harekete geçirdiğini vurgulayan Ortaylı, 'Tren yolları sistemi biraz geç geldi ama telgraf sistemini kullanmaya herkesten önce başladılar. Bu, insanlara yeni imkanlar getirdi. Tanzimat yönetimi ve mutasarrıflık sisteminin verimli olduğu bir gerçek. Sadece bürokrasi ve merkezi hükümette değil aynı zamanda insanlar için de böyle.' ifadelerini kullandı.

Tanzimatla birlikte bugünkü Lübnan'da yer alan Osmanlı vilayetlerindeki eğitim sisteminde de büyük değişiklik olduğunu belirten Ortaylı, 'Bu değişiklik sadece 1824'ten beri Amerikalı misyonerlerin yatırımlarından istifade eden Hristiyanlar yada Maruniler için değil Müslümanlar için de böyleydi. Yeni Lübnan'da, ya bu okullara ya da modern Osmanlı okullarına gidiliyordu.' diye konuştu.

Bugün İsrail'de yer alan Hayfa şehrinin 19'uncu yüzyılın ikinci yarısında Beyrut vilayetinin bir parçası olduğunu belirten Ortaylı, 'Beyrut vilayeti, Lübnan Dağı vilayetine karşı önlem olarak olağanüstü şekilde iyi organize olmuş bir vilayetti. Lübnan Dağı'ndaki yönetim sistemi imparatorluğun sonuna kadar devam etti. Hatta Lübnan Dağı'ndaki sistem, dünya savaşı ve Fransız mandası sonrası yeni kurulan Lübnan için bir model olmuştu' ifadelerini kullandı.

Konferansta Türkiye'nin Beyrut Büyükelçisi Çağatay Erciyes, Beyrut Yunus Emre Enstitüsü Cengiz Eroğlu, Lübnan Üniversitesinden akademisyen ve öğrencilerin yanı sıra çok sayıda Lübnanlı ve ülkede yaşayan Türkler hazır bulundu.

Konferans sonrasında Prof. Dr. İlber Ortaylı'ya Türkiye'nin Beyrut büyükelçisi Çağatay Erciyes tarafından çini takdim edildi.
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile