ªüphel? Araç Pol?s? Harekete Geç?rd?

Mersin Üniversitesi (MEÜ) Tıp Fakültesi Organ ve Doku Nakli Ünitesi Başkanı Prof.

Dr. Erdem Akbay, organ bağışını artırmada sağlık personelinin çok büyük sorumluluğu olduğunu belirterek, “Biz hasta yakınlarına, beyin ölümü gelişme olasılığı olan hastalara çok iyi baktığımızı, onlar için her şeyi yaptığımızı gösterirsek organ bağışında doğal olarak artış olacaktır” dedi.Türkiye’de organ bağışını artırmanın yollarını değerlendiren Prof. Dr. Erdem Akbay, burada esas faktörün sağlık personeli olduğunu söyledi. Değerlendirmesinde Türkiye’de organ bağışının neden artmadığını ya da belli düzeylerde kaldığını sorgulayan Prof. Dr. Akbay, ‘din’ faktörü üzerinde durarak, bu anlamda din adamlarına çok teşekkür etti. Türkiye’de 1980 yılından beri aydınlık, iyi düşünceli, Kuran’ı doğru yorumlayan din adamlarının, organ bağışının caiz olduğunu söyleye geldiklerine işaret eden Akbay, organ bağışının artmamasında esas faktörün hiçbir zaman din olmadığının altını çizdi. İslamiyet’in, insana verdiği önemle buna çoktan caiz verdiğini kaydeden Akbay, halkın eğitim seviyesinin de bunda çok etkili olduğunu düşünmediğini ifade etti.Aslında Türkiye’de son yıllarda organ bağışının arttığını da dile getiren Akbay, Sağlık Bakanlığı’nın artık organ nakli organizasyonunu çok düzgün yaptığını ve kayıt yönünden problem kalmadığını, organ naklini kabul eden kadavra yakını sayısında çok anlamlı artış olduğunu bildirdi. Yine de bu artışın yeterli olmadığına dikkat çeken Prof. Akbay, bu noktada asıl faktörün sağlık personelinde olduğunu vurguladı. Beyin ölümü gerçekleşmiş hastanın organlarının bağışlanmasının sağlanmasında sağlık personeline çok önemli görevler düştüğünü belirten Akbay, özellikle hasta yakınlarının ikna edilmesinin önemine vurgu yaptı. Ailelerin, hastaları için her şeyin yapıldığından emin olmak istediklerine dikkat çeken Akbay, “Aileler bundan emin olursa inanın bağış oranı biraz daha artacak. Aileler, ‘Benim hastam için tıbben her şey yapılmıştır’dan emin olmak istiyorlar. Burada sorumluluk bize düşüyor. Nereden başlıyor? Acilden, reanimasyon ünitesinden, görev yapan doktordan, koordinatörden, hemşireden, sağlık memurundan, teknisyeninden başlıyor. Eğer biz hasta sahiplerine bu güvenceyi vermişsek, hasta sahipleri zaten dini yönden bunun caiz olduğunu biliyorlar. Ama bundan emin olamayınca biraz da doktorlara ayıp olmasın diye sanki dini faktörler etkiliymiş gibi, biraz o öne sürülüyor, o biraz perde oluyor aslında. Ondan dolayı verilmemiş gibi oluyor. Biz beyin ölümü gelişme olasılığı olan hastalara çok iyi bakmalıyız. Önce iyi hekimlik yapmalıyız ki, sonucunda hastalar bunu görecektir zaten, o zaman doğal olarak burada artış meydana gelecektir. Yani biz önce hastalara çok iyi bakmalıyız, onları kurtarmak için elimizden gelen her türlü organizasyonu yapmalıyız. Son senelerde gerçekten bütün hastanelerin hem acilleri hem reanimasyonda hayat kurtarıcı hale gelmiştir. Önce biz hayat kurtarmayı artırmalıyız, halkımıza bunu göstermeliyiz. Hasta sahiplerinin, hastanın hayatını kurtarmak için her şeyin yapıldığını bilmesi lazım. Bu bence dini faktörlerden çok daha önemli” dedi.“VİCDANİ MUHASEBE NOKTASINDA DOĞRU BİLGİLENDİRME ÇOK ÖNEMLİ”Organ bağışında ikinci önemli faktörün de vicdani sorumluluk olduğunu dile getiren Prof. Dr. Erdem Akbay, insanlarda haklı olarak “Acaba evladım, eşim, annem, babam için bu kararı verirsem ileride yaşayabilir miydi?” duygusunun ağır bastığını söyledi. Bunun tamamen psikolojik, kişisel bir duygu olduğunun altını çizen Akbay, “Çünkü bu kararı verdikten sonra geri dönüş yok, organları çıkarılacak. Hasta yakını, ‘Acaba ben bu kararı verdiğim zaman yaşayabilecek hastamın ölümüne mi sebep oldum, doğru bir karar verdim mi?’ sorgulamasına giriyor. Her zaman için vicdani muhasebesini yapma sürecidir bu süreç. Bizim koordinatörlerimizin en büyük etkisi de burada olacaktır. Artık hastanın geri dönüşü olmayan bir yola geldiği konusunda doğru bilgilendirme çok önemli. Zaten bunu yaptıktan sonra hasta sahibi kendiliğinden ikna olacaktır. Bu şekilde bir yaklaşımla organ bağışı oranlarının çok daha fazla artacağını düşünüyorum” diye konuştu.“ORGANLARIN PAYLAŞIMI SON DERECE ADALETLİ YAPILIYOR”Organ bağışı ve nakli konusunda Sağlık Bakanlığı’nın çok iyi bir organizasyonu olduğunu da anlatan Akbay, halkın bunu bilmesi gerektiğini kaydetti. Halkta organların paylaştırılması konusunda yanlış ya da eksik bilgi olduğuna işaret eden Prof. Dr. Akbay, organların paylaşımının son derece adaletli bir şekilde yapıldığını söyledi. Organların kimlere verileceğinin merkezi kararla belinlediğini aktaran MEÜ Tıp Fakültesi Organ ve Doku Nakli Ünitesi Başkanı Prof. Dr. Erdem Akbay, sözlerini şöyle tamamladı: “Organlar bu kararlar sonucunda dağıtılıyor. Bu anlamda da eskiden var olan ‘acaba hastamızın organlarını doktorlar, hemşireler kendi yakınları için mi kullanacaklar?’ sorusunu bilimsel anlamda çürüten bir sistem var. Organları çıkaran biz cerrahlar bile bilmiyoruz hangi hastaya nakledileceğini. Sadece adaylar geldiği zaman o ekip oturup kararını veriyor hangi organın takılacağına, o anlamda da adalet duygusunun zedelenmesi diye bir şey söz konusu değil. Bizim organ naklini artırıcı önlemlerimiz fiziki olarak artmış durumda, o bakımdan sadece bu küçük ayrıntılar dediğimiz ama önemli olan konuları halletmemiz lazım. Organ bağışı yapmak gerçekten kutsal bir şey. Bunun ölçülecek maddi bir yönü yok, bunu ölçmek mümkün değil. Bir organın bağışı için karar vermek çok müthiş bir olay. Gerçekten çok büyük bir karar. Bu konuda bağış sahibi ailelere minnettarlığımı sunuyorum.”
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile