Kurtulmuş, TGRT Haber'de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı krizin önemli ve ciddi bir kriz olduğunu ama aşılamayacak bir kriz olmadığını ifade eden Kurtulmuş, Türkiye'nin büyük bir devlet refleksiyle birikimle hareket ettiğini, meseleye teenni ile yaklaştığını söyledi.
Kızgınlıkla bir takım hislerle üst perdeden konuşmanın mümkün olduğunu ama bunun sonuçları bulunduğunu kaydeden Kurtulmuş, "Teenni ile hareket edeceğiz, bütün olasılıkları hesap ederek, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı krizin rahatlıkla aşılması için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getireceğiz, buna mukabil de teyakkuz halinde olacağız. Olası en kötü senaryoya da Türkiye'yi hazırlayacak şekilde sınırlarımızı, egemenliğimizi, Türkiye'nin ekonomik menfaatlerini, siyasi menfaatlerini koruyup kollayabilecek bir kararlılıkla teyakkuz içinde hareket edeceğiz" diye konuştu.
Kurtulmuş, Türkiye ve Rusya arasındaki krizin aşılabileceğini ümit ettiklerini ne Türkiye'nin Rusya'yı ne de Rusya'nın Türkiye'yi kolay kolay gözden çıkaramayacağını vurgulayarak, "İki komşu ülkeyiz, iki ortak ülkeyiz, stratejik ortaklıkları olan ülkeyiz. Bu krizin çözülebilmesi için elimizden gelen her türlü gayeti göstermeye çalışıyoruz, diyalog kapılarının açık bulunmasına gayret ediyoruz" bilgisini paylaştı.
Kurtulmuş, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun önümüzdeki günlerde Belgrat'ta bir araya gelerek, kriz sürecinde iki ülke arasındaki ilk teması gerçekleştireceklerini, Rusya'nın aldığı ekonomik yaptırımlardan Türkiye'nin zarar görmemesi için detaylı bir şekilde çalıştıklarını söyledi.
-"İlişkiler tekrar rotasına girer diye ümit ediyoruz"
Kurtulmuş, "Türkiye-Rusya ilişkileri tekrar rotasına girer, eski kaldığı yerden devam eder diye ümit ediyoruz" dedi.
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Suriye krizinin bölgesel bir kriz olmanın ötesinde küresel bir kriz olma potansiyeline sahip olduğunu vurgulayarak, Suriye'de ABD, İran, Rusya ve bazı Avrupa ülkeleri olmak üzere 15'e yakın ülkenin uçaklarının operasyonlar yaptığını, birçok silahlı grubun Suriye'de faaliyet gösterdiğini ve bu silahlı grupların birçok ülke adına vekalet savaşı yürüttüğünü kaydetti.
Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgede Suriye krizinin yanı sıra Ukrayna krizinin hala bütünüyle çözülemediğini, Yemen'de siyasi krizin devam ettiğini, Libya'nın parçalanmanın içerisinde bulunduğunu, Irak'ta Bölgesel Kürt Yönetimi ile merkezi yönetim arasında çözülemeyen krizlerin yaşandığını, Doğu Akdeniz'de hakimiyet savaşının bütün gücüyle devam ettiğini anlatan Kurtulmuş, "Bütün bu gerilimlerin ortasında hiç kimse Türkiye gibi büyük bir ülkeyi bir krizler yumağının içerisinde görmek istemez. Bunu ne Rusya için söylüyorum ne de Batı dünyası için söylüyorum. Bunu önemli bir stratejik tespit olarak görmek lazım. Eğer Rusya kendi doğalgazını Avrupa piyasalarına çıkaracaksa burada en kolay, en rahat işbirliği yapacağı ülke Türkiye'dir. Bu anlamda 'Türk gazı' dediğimiz gazın Avrupa piyasalarına çıkabilmesi için Türkiye ve Rusya arasında bir işbirliği, bir yakınlaşma, ticari ortaklık zorunludur Rusya'nın menfaatleri bakımından da. Ayrıca Akkuyu, ticari ilişkiler, tarım, turizm alandaki çok ileri ilişkileri göz önünde bulundurduğunuz da" ifadesini kullandı.
Kurtulmuş, Türkiye'nin, ABD ve Batı'nın Rusya'ya uyguladığı ambargoya hiçbir zaman katılmadığını anımsatarak, "Bu anlamda da Rusya'ya en zor dönemlerde destek olmuş bir komşuyuz, ülkeyiz, stratejik bir ortağız. Bütün bunları üst üste koyduğunuz zaman çok kolay, bir kalemde Rusya da Türkiye'yi gözden çıkaramaz, Türkiye de Rusya'yı gözden çıkaramaz. İnşallah reel politika hakim olur, akıl hakim olur, Rus tarafı da teenniyle hareket ederek bunları bir an önce çözmek mümkün olur. Her iki dışişleri bakanının görüşmesini bu anlamda önemsediğimizi ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.
-"Doğrudan Suriye üzerinden ortaya çıkmış birçok krizle karşı karşıya kaldık"
Türkiye ve Rusya arasında yaşanan gelişmenin iki ülke arasında doğrudan yaşanan bir krizin yansıması olmadığını, bütün olanların Suriye'de yaşanan krizin Türk-Rus ilişkilerine yansıması olduğunu belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Doğrudan Suriye üzerinden ortaya çıkmış olan birçok krizle karşı karşıya kaldık. Bizim uçağımızın düşürülmesi, İHA'nın düşürülmesi en son Rus uçağının düşürülmesi gibi. Olay doğrudan doğruya Türkiye ve Rusya tarafının karşılıklı hasmane tavırlarından gelişmiş olan bir takım olaylar değildir. Bu uçağın düşürülmesi durduk yerde olan bir mesele değildir. Bununla ilgili olarak 4 temel tespitte bulunmamız lazım. Bu uçağın defaatle, daha önce de olduğu gibi, Türkiye sınırları içerisinde düşürüldüğünü tespit etmemiz lazım. İkincisi bu uçak düşürüldüğü zaman bu uçağın Rus uçağı olduğu bilinmiyordu. Ben bunu söylediğimde bazıları bunu yanlış anlayarak, ikinci cümleyi duymadan, kasıtla belki, lafı tersinden çevirerek, 'ne yapacaktık, Rus uçağı bilseydik düşürmeyip, okşayacak mıydık' diyenler de oldu. Eğer Rus uçağı olduğu bilinseydi sonuç başka olurdu.
Şundan dolayı, Rus uçağının Türkiye topraklarına karşı hasmane bir tutum içerisinde olmayacaklarını bildiğimiz için cümlesi var, bunu almıyorlar. Üçüncüsü bu olay sırasında defaatle ikaz edilmiş, bunu bütün dünya biliyor. Genelkurmay Başkanlığımızın vermiş olduğu brifingde bizde öğrendik ki her savaş uçağının motoru çalıştırır çalıştırmak kullandığı herkese açık kanaldan bu yayınlar yapılmış, bunların kayıtları var. Dördüncüsü ve belki bunlardan daha önemlisi Rusya tarafı ve ilgili diğer bütün ülkeler, son Suriye'deki gelişmelerden sonra angajman kurallarımızın değişmesi konusunda defaatle uyarılmış. Dolayısıyla bu bütün yönleriyle Türkiye'nin haklı olduğu bir pozisyondur ve ama sonuçta istenmeyen bir durumdur. Böyle bir durumu biz de istemeyi, şimdi bu durum üzerinden daha büyük kriz üretmek yerine bu durumu çözebilecek adımların atılması lazım, bunun için de siyasi ve askeri anlamda diyalog kanallarının açık tutulması lazım."
Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun katıldıkları uluslararası platformlarda Türkiye'nin görüşlerini dile getirdiğini aktararak, "Biz, bu meselenin daha fazla büyümesi, dallanıp budaklanmasından yana değiliz. Tam manasıyla yangın yerine dönmüş Ortadoğu'da ilave ve diğerlerine benzemeyecek kadar büyük potansiyele sahip olan yeni bir krizin Ortadoğu'da ortaya çıkmasını istemeyiz, bunun için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Hem tansiyonun düşürülmesi hem diyalog kanallarının açık tutulması hem de bir an evvel karşılıklı bir araya gelerek acaba bu sonuçları nasıl ortadan kaldırırız bunun müzakerelerini ümit ediyoruz" diye konuştu.
- "Önümüzdeki 4 yıl boyunca seçim yok"
Numan Kurtulmuş, 64. Hükümetin bir reform hükümeti olduğunu, AK Parti hükümetlerinin yarım kalmış icraatlarını tamamlayacağını ifade etti.
Özellikle 2009'dan sonra hem Avrupa'daki ekonomi ve siyasetin hem Türkiye'nin içinde bulunduğu şartların değişmeye başladığına işaret eden Kurtulmuş, "2009'dan sonra AK Parti'nin daha önce çok hızlı yapmış olduğu reformlarda belli bir hız düşmesiyle karşı karşıya kaldık. Şimdi inşallah hızlı şekilde bu eksik kalanları tamamlayacak bir 4 yılımız var. Önümüzdeki 4 yıl boyunca seçim yok, hiç kesilmeden 2019'a kadar Allah'ın izniyle Türkiye hem siyasi hem ekonomik istikrar sağlanacak" dedi.
Ekonomi anlamında Türkiye'de "üretim devrimi" diyebilecekleri ekonomik modele doğru geçtiklerini belirten Kurtulmuş, makro istikrarın sağlanması, fiyat istikrarını önceleyen politikaların olması, bütçe dengelerini ve bütçe disiplinine sahip bir ekonomi anlayışına sahip olmak amacında olduklarını söyledi.
Türkiye'de yüksek teknolojik ürünleri teşvik eden, yüksek teknolojiye dayalı mal ve hizmetleri küresel anlamda rekabet edebilecek perspektifin ortaya çıkması için teşviklerin hükümet programında ve AK Parti'nin seçim beyannamesinde yer aldığını kaydeden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Bununla beraber orta direğin güçlendirilmesi. Türkiye'nin en büyük ümidi olan genç, girişimci orta sınıfın desteklenmesi, bunun için gençlere desteklerin verilmesini çok hızlı şekilde realize edeceğiz. Türkiye'de alt gelir gruplarının alım gücünün artırılması... Asgari ücret tartışması, hemen bugün Sayın Çalışma Bakanımız da ifade etti bin 300 lira asgari ücret olacak. Alt gelir gruplarının bu yarışın içerisinde daha güçlü bir alım gücüne sahip olması. Ekonomik olarak yarım kalmış adımların atılması...
Türkiye ile ilgili son birkaç yıldır konuştuğumuz orta gelir tuzağı... Evet, Türkiye 10 bin dolarlar seviyesine geldi ama buradan bir adım yukarıya sıçraması lazım. Bunu yapabilmesi için de ekonomik yapıyı değiştirmeniz gerekiyor. Orta gelir tuzağı kadar Türkiye için tehlikeli olan başka bir şey var, o da 'orta teknoloji' tuzağıdır. Türkiye, yüksek teknoloji ürünlerini, hizmetlerini üreten bir ülke haline dönmek mecburiyetindedir, bu da çok ciddi bir destekle olacak. Bunların hepsinin perspektifi vardır. Ekonomide 25 dönüşüm programı dediğimiz programı hemen uygulamaya başlayacağız."
Kurtulmuş, Türkiye'de hukuki ve siyasi reformların da yapılması gerektiğini, demokratik, sivil, katılımcı yeni bir anayasa yapmak mecburiyetinde bulunulduğunu vurgulayarak, "Bu sadece AK Parti'nin boyunun borcu değildir, Parlamentodaki bütün partilerin en büyük siyasi ödevi budur. Eğer Türkiye yeni bir anayasa yapmayacaksa hala 12 Eylül'ün getirdiği bu anayasayla Türkiye yoluna devam edemez" dedi.
AK Parti'nin tek başına anayasa yapacak sayısal bir gücü bulunmadığını ancak toplumda yeni anayasa yönünde büyük bir siyasal beklenti bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, "Biz, hiçbir dayatma içinde olmayacağız. 'Bizim anayasamız budur, bunun üzerinde uzlaşalım' demeyeceğiz. Biz, kendi fikirlerimizi ortaya koyacağız, diğer partilerden de aynı şekilde son derece açık görüşlülükle eteklerindeki bütün taşları ortaya koymalarını isteriz, sepetlerindeki bütün birikimlerini ortaya koymalarını isteriz" şeklinde konuştu.
Kurtulmuş, sadece Anayasa'nın değil, Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu ve Meclis İç Tüzüğü'nde de değişiklik yapılması gerektiğini belirterek, toplumsal bütünlüğün de sağlanması gerektiğini, toplumda kendisini farklı hisseden hangi grup varsa, bu grupların haklarını, hukukunu anayasal vatandaşlık çerçevesinde, özgür ve eşit yurttaşlar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
(Sürecek)
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Canlı Yayında Açıklaması (1)
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Türkiye ve Rusya arasındaki meselenin daha fazla büyümesi, dallanıp budaklanmasından yana olmadıklarını belirterek, "Tam manasıyla yangın yerine dönmüş Ortadoğu'da ilave ve diğerlerine benzemeyecek kadar büyük potansiyele sahip olan yeni bir krizin Ortadoğu'da ortaya çıkmasını istemeyiz, bunun için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Hem tansiyonun düşürülmesi hem diyalog kanallarının açık tutulması hem de bir an evvel karşılıklı bir araya gelerek acaba bu sonuçları nasıl ortadan kaldırırız bunun müzakerelerini ümit ediyoruz" dedi.



















