Kalp Ve Damar Hastalıklarından Kaynaklanan Ölümler Durdurulamıyor

Kalp Ve Damar Hastalıklarından Kaynaklanan Ölümler Durdurulamıyor

Türkiye’de kalp damar hastalıklarının daha sık görüldüğünü, tüm ölüm nedenlerinin yüzde 47,73’ünü bu hastalıkların oluşturduğunu ifade eden Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doktor Nüket Yoldaş, Türkiye’de sık rastlanmaya başlayan kalp hastalıkları ile ilgili bilgi verdi, önemli uyarılarda bulundu.

Stres, hareketsiz yaşam tarzı, sigara kullanımı, diyabet, obezite, hipertansiyon, yüksek kolesterol gibi sebepler kalp ve damar hastalıklarının ortaya çıkmasına neden oluyor. Dünya geneline oranla ise kalp ve damar hastalıkları Türkiye’de daha çok görülüyor.

Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doktor Nüket Yoldaş, kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanan ölümlerin her geçen gün arttığına dikkat çekerek, düzenli ve sağlıklı yaşam tarzının benimsenmesi gerektiğini söyledi.



Sağlıklı beslenme ile korunmak mümkün

Kalp ve damar hastalıklarının genetik olarak yakalanabileceğini; ama hastalıktan korunmanın sağlıklı beslenmenin büyük öneme sahip olduğunu belirten Dr. Yoldaş, "Dünya genelinde oranla ülkemizde kalp damar hastalıkları daha sık görülmekte ve tüm ölüm nedenlerinin yüzde 47,73’ ünü oluşturmaktadır; bu oranda gün ve gün artmaktadır. Toplum olarak her ne kadar kalp ve damar hastalıklarına yakalanmada genetik faktörlerin etkisi olsa da, hastalıktan korunmada sağlıklı beslenme önemli bir role sahiptir. Hastalığın ilerlemesinde ve yaşamsal riske aslında sağlıksız ve düzensiz beslenme sebep olabilir. Kalp, sağlıklı beslenme alışkanlığıyla hastalıklardan korunabilir. Bunun dışında kalp hastalığına yakalandıktan sonra yine sağlıklı beslenmeye dikkat edilmeli" şeklinde konuştu.



Akdeniz tipi beslenme tercih edilmeli

Akdeniz tipi beslenmenin yaşam şekli haline gelmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Yoldaş, "Dünya genelinde en çok benimsenen doğru beslenme şekli, Akdeniz tipi beslenme alışkanlığıdır. Akdeniz tipi beslenme alışkanlığı; tahıl, kuru baklagiller, taze sebze-meyve, balık, zeytinyağı bakımından zengindir. Et süt ve süt ürünleri tüketimi daha azdır. Akdeniz tipi beslenme tekli doyamamış yağ asidi, posa, kompleks karbonhidrat içeriği yüksek, doymuş yağ, kolesterol ve basit karbonhidrat içeriği düşüktür. Akdeniz beslenme programında her gün tüketilecek besinler tahıllar, sebze, meyve, kuru baklagiller, süt ve süt ürünleridir. Haftada bir iki kez balık, tavuk, yumurta önerilmektedir. Bu tip beslenmede kırmızı ete ayda bir iki kez yer verilmektedir. Yemeklerde zeytinyağı kullanımı tercih edilmelidir" ifadelerini kullandı.

"Günlük 2-2,5 litre su tüketilmeli"

Kalp ve damar sağlığını korumak için beslenme önerilerinde bulunan Dr. Yoldaş, "Glisemik indeksi yüksek yani kan şekerimizde ani yükselmelere sebep olan; poğaça, kurabiye, beyaz ekmek, çay şekeri gibi basit şekerler içeren, vücudun aslında ihtiyaç duymadığı besinlerden uzak durulmalı. Kuyruk yağı, tavuğun deri kısmı, kırmızın etin yağlı kısmı tüketilmemeli, tereyağı ve sakatat miktarı kısıtlanmalı. Vücutta bulunan tüm hücrelerin suya ihtiyacı olduğu unutulmamalı; günlük 2-2,5 litre su tüketilmeli. Yemek yeme süresi 15-20 dakikaya kadar uzatılmalı, besinler iyice çiğnenmeli" dedi.



"Millet olarak alkol tüketmeyi özgürlüğümüzle eş değer tutmaktayız"

Yoldaş, son olarak şöyle devam etti:

"Uzak durmamız gereken kızartma, kavurma gibi sağlıksız pişirme yöntemleri terk edilip; fırın, ızgara, buğulama, haşlama gibi sağlıklı pişirme yöntemleri tercih edilmeli. Günlük ihtiyacımız olan tuz miktarının 5 gram olduğu bunun da ekmekten ya da yemeklerdeki salçadan karşılandığı unutmamalıyız. Amerıka, Fransa Almanya gibi ülkeler alkol tüketimi azaltmışken, ülkemizde bu mümkün olamamaktadır; çünkü biz millet olarak alkol tüketmeyi özgürlüğümüzle eş değer tutmaktayız. Umarım bu bilinç en kısa sürede değişir ve alkol tüketimi toplum sağlığımız için en aza indirilmesı gerekliliği bilincine ulaşırız."
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile