İşte Eser Karakaş’ın yazısı;
Pazar sabahı ekranlarda Deniz Baykal’ı Erzurum il kongresinde bir konuşma yaparken gördüm.
Son derece sıradan şeyler söylüyordu.
Baykal siyasetin camiye, kışlaya, mahkemeye girmemesini savunuyordu.
Siyaset mahkemeye girerse bunun acısını hep beraber çekeriz diyordu.
Siyasetin kışlaya girmesi durumunda da Balkan savaşlarında başımıza gelenlerin bugün de tekrarlanabileceğini öne sürüyordu.
Baykal’ın siyasetin kışlaya, camiye girmemesi yönündeki söylemi, özünde doğru bir söylem ama Baykal’ın meseleye bakışı ve konuya ilişkin anlayışı çok tuhaf.
Tuhaf ve yurttaşları enayi yerine koyan bir anlayış.
Baykal’ın siyasetin kışlaya girmesinden anladığı herhalde darbe soruşturmaları; siyasetin camiye girmesinden de anladığı mesela üniversite öğrencisi reşit kızların istedikleri tarz bir giyimle öğretim hakkının savunulması.
Tuhaf kaçacak bir şey söyleyeceğim ama buna her geçen gün biraz daha inanmaya başlıyorum.
27 Nisan muhtırası iyi ki verilmiş zira bu muhtıra karşısında alınan ya da alınmayan pozisyonlar meseleyi çok siyah-beyaz haline getiriyor.
27 Nisan muhtırası hem illegal hem de gayrimeşru bir belge.
Baykal’ın ifadesine uygun olarak siyasetin kışlaya girmesinin en tipik, en bariz örneklerinden biri.
Bu çirkin süreci bugün Baykal bile savunamıyor artık.
Ama, meselenin başka ve çok ilginç bir boyutu daha var.
Sayın Onur Öymen 2007 senesinde de, bugün de CHP’nin, Baykal’ın genel başkan olduğu siyasal partinin genel başkan yardımcısı.
Bir genel başkan yardımcısının ifadeleri, olaylar karşısında aldığı pozisyonlar siyasal partiyi de büyük ölçüde bağlar.
Üstelik söz konusu olan kişi, Sayın Öymen, diplomatik kariyerin en tepelerinden gelen, bir söz ağzından çıkarken yüz kere düşünme alışkanlığı aşılanan bir meslekten gelen bir kişi.
27 Nisan, galiba bir cuma gecesi idi, televizyonlardan Genelkurmay’ın sitesine o çirkin metnin konduğunu öğrendik ama hemen sonra da ikinci öğrendiğimiz CHP genel başkan yardımcısı Sayın Onur Öymen’in sesinden, canlı yayında, CHP’nin bu çirkin metnin her satırına katıldığı oldu.
Baykal’ın Erzurum konuşmasına yani siyasetin kışlaya girmemesi fikrine ya da ilkesine katılıyoruz.
Ama hiç kuşkusuz 27 Nisan muhtırası siyasetin kışlaya girişinin en bariz örneği.
Onur Öymen’in açıklaması da, bu muhtıranın her satırına CHP’nin katıldığı yönündeki açıklaması da CHP’nin siyasetin kışlaya girişine şayet bu siyaset CHP’nin işine (!) gelecek ise çok karşı olmadığını bize gösteriyor.
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.
Baykal Erzurum il kongresinde yaptığı konuşmanın arkasında duracak ise öncelikle Onur Öymen ile ilgili ne gibi bir işlem düşündü ya da düşünüyor, bunu hemen açıklamalı.
Karakaş: Baykal gereğini yapsın
Star gazetesi yazarlarından Eser Karakaş bugünkü köşe yazsında gündemine Deniz Baykal'ın CHP Erzurum İl Kongresi'nde yaptığı konuşmayı aldı.



















