Sayman'dan 'Anayasa' Değerlendirmesi

Uluslararası Avukatlar Birliği Başkan Danışmanı Yücel Sayman, 'Anayasa Değişiklik Paketi'nin anayasanın ilk 3 maddesine aykırı olduğu, bunun 'hukuk devleti' ilkesini ortadan kaldıracağı yönündeki iddiaların sadece söylemde kaldığını belirterek, bu tür bir yaklaşımın tehlikeli bir siyasi anlayış olduğunu ifade etti

Uluslararası Avukatlar Birliği Başkan Danışmanı Yücel Sayman, 'Anayasa Değişiklik Paketi'nin anayasanın ilk 3 maddesine aykırı olduğu, bunun 'hukuk devleti' ilkesini ortadan kaldıracağı yönündeki iddiaların sadece söylemde kaldığını belirterek, bu tür bir yaklaşımın tehlikeli bir siyasi anlayış olduğunu ifade etti. Anayasa Mahkemesi'nin karar vermeye zorlanacağını önü süren Sayman, bunun da hukuki açıdan meşru olmayacağı gibi sonuçlarının da çok tehlikeli olacağını söyledi.
Yücel Sayman, Mersin Barosu tarafından organize edilen 'Avukatlık Mesleğinin Dünü, Bugünü ve Yarını' adlı konferansa konuşmacı olarak katılmak üzere kente geldi. Baro'da 'Anayasa Değişiklik Paketi' ve hükümet ile yargı arasındaki restleşmeyle ilgili olarak yöneltilen sorulara yanıt veren Sayman, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Sayman, söz konusu paketin bir 'yargı reformu' olarak yorumlanmasının mümkün olamayacağını, ancak yargı açısından yapılan değişikliklerinse daha demokratik bir yolu açacak
düzenlemeleri kapsadığını anlattı.
Pakete yönelik tepkilerin 3 madde üzerinde yoğunluk kazandığına dikkat çeken Sayman, bunların da Anayasa Mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ile siyasi partilerin kapatılmasına yönelik düzenlemeler olarak öne çıktığını dile getirdi. Düzenlemelerin anayasanın ilk 3 maddesine aykırı olduğu yönünde iddialarıyla birlikte paketin geri çekilmesine yönelik talebin gündemde olduğunu hatırlatan Sayman, ancak konunun nedenlerinin açıklanmadığını ve bu nedenle de iddiaların bir söylenceden öteye
gitmediğini vurguladı.
'Anayasa Değişiklik Paketi' ile birlikte yapılan düzenlemelerin, hukuk devleti ilkesini ortadan kaldırıp, bunu uygulanamaz hale getirdiği yönündeki iddiaların kanıtlanmasının mümkün olamayacağını savunan Sayman, hangi maddenin veya hangi düzenlemenin neden anayasaya aykırı olduğununsa net bir şekilde ortaya konulamadığını ve tüm bu iddiaların söylemde kaldığını dile getirdi. Sayman, bu tür bir yaklaşımın tehlikeli bir siyasi anlayış olduğunu ifade ederek, "Çünkü oraya bir korku efekti koyuyor; 'AK Parti
iktidarı, diktatörlüğünü kuracak. Hukuk devleti elden gidiyor' şeklindeki iddialar da sanki gerçekmiş gibi gündeme getiriliyor" dedi. Bir aykırılık söz konusu olsa dahi bunun Anayasa Mahkemesi'nce denetlenemeyeceğini, böylesi bir yetkinin de olmadığını savunan Sayman, 'hukuk devleti'nin ortadan kaldırılacağı yönündeki vahim bir iddianın olması halinde Anayasa Mahkemesi'nin devreye girebileceğini kaydetti.

"CUMHURBAŞKANI'NIN HSYK'YA ÜYE ATAMASI DOĞRU DEĞİL"
HSYK'nın 7 üyeden oluştuğunu ve bu üyelerin de Adalet Bakanı, Adalet Bakanlığı Müsteşarı, 3 Yargıtay'dan, 2 Danıştay'dan oluştuğunu hatırlatan Sayman, Yargıtay Genel Kurulu'nun 9 üye, Danıştay Genel Kurulu'nun ise 6 üye belirlediğini, Cumhurbaşkanı'nınsa bu adaylar arasından 3 Yargıtay ve 2 de Danıştay temsilcisini kurula atadığına dikkat çekti. Bu durumun doğru olmadığını ve mutlaka değişmesi gerektiğini savunan Sayman, hazırlanan pakette de konunun ele alınarak çok olumlu değişikliklerin yapıldığını
belirterek, "Yargı organları, adayları kendileri bizzat seçecek. İlk derece hakim ve savcılar oy kullanacak. Yani yüksek yargıçların vesayeti kırılıyor. Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker'in karşı çıktığı konu da bu" dedi.
Yeni düzenlemeyle birlikte Cumhurbaşkanı'nın, HSYK'daki 4 asil üyeyi doğrudan atamasının 'kuvvetler ayrılığı' ilkesine aykırı olduğunun söylenebileceğini ifade eden Sayman, "Bu durum, 'hukuk devleti ilkesi'ni ortadan kaldırıyor mu? Buna insaf demek lazım. Böyle bir şey söz konusu bile değil. Cumhurbaşkanı'nın atama yetkisi kaldırılırsa iyi olur ama ne yazık ki var. Ama çıkıp da 'Hukuk devleti ortadan kaldırılıyor' şeklinde iddialarda bulunmak doğru değil. Bu, hukuk fakültesi birinci sınıf öğrencisinin
bile söyleyeceği bir şey değil" dedi.

"PAKET, DEMOKRATİKLEŞME AÇISINDAN NEFES BORUSU NİTELİĞİNDE"
Parti kapatmanın zorlaştırılmasını öngören düzenlemeleri de değerlendiren Sayman, bununla birlikte yargılamaya müdahale edilmediği gibi sadece iddianame hazırlandıktan sonra parti kapatılması noktasında açılacak olan davanın yürütülmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) onayının alınması şartını öngören bir sisteminse yine hukuk devletine aykırı olmadığını söyledi. Sayman, söz konusu sistemin bugünkü mevcut sistemde zaten var olduğuna dikkat çekerek, avukatların yargılanabilmesi için Adalet
Bakanlığı'nın izni gerektiğini hatırlattı. Sayman, "Tüm bu düzenlemeler için 'reform' demek mümkün değil. Ancak 'Anayasa Değişiklik Paketi', Türkiye'nin demokratikleşebilmesi noktasında açılan önemli bir nefes borusu niteliği taşıyor" dedi.

"ANAYASA MAHKEMESİ KARAR VERMEYE ZORLANACAK"
Yargının kuşatıldığı yönündeki iddialara katılmadığını, söz konusu iddiayı gündeme getirenlere yargının nasıl kuşatıldığı yönünde soru sorulduğundaysa yanıt veremediklerini kaydeden Yücel Sayman, bu durumun da yine söylemde kaldığını ifade etti. 'Anayasa Değişiklik Paketi'nin referanduma mutlaka gitmesi gerektiğini kaydeden Sayman, açıklamalarını şu şekilde sürdürdü: "Buradaki engel, paket daha referanduma gitmeden kanun çıktığı zaman, Cumhurbaşkanı onayladıktan sonra bu durum, Anayasa'nın ilk 3
maddesini, bir başka ifadeyle de hukuk devleti ilkesini değiştiriyor. Bunu kaldırdığı gibi işleyemez hale getiriyor iddiasıyla konu Anayasa Mahkemesi'ne taşınır. Anayasa Mahkemesi de böyle bir vermeye zorlanacak. Bu yönde bir karar verilebilir ama hukuki açıdan meşru bir karar olmaz. Sonuçları da çok tehlikeli olur."
(SNK-EA-Y)


Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile