İran ile yaşanan çatışma şiddetlenirken dünyanın enerji damarlarından biri olan Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanma küresel ekonomiyi ciddi biçimde sarsma potansiyeli taşıyor. Boğazın kapalı kaldığı her gün yalnızca ekonomik baskıyı artırmakla kalmıyor, aynı zamanda enerji piyasalarındaki belirsizliği de katlayarak büyütüyor.
Trump yönetimi bu nedenle petrol krizini birden fazla cepheden çözmeye çalışıyor. Washington bir yandan tanker akışını yeniden başlatmak için askeri seçenekleri değerlendirirken, diğer yandan piyasalara müdahale ederek fiyatları düşürmenin yollarını arıyor. Washington yönetimi ayrıca olası benzin fiyatı artışlarının geçici olacağı yönünde kamuoyunu ikna etmeye yönelik bir halkla ilişkiler kampanyası yürütüyor.
PETROL PİYASASINDA ALARM
CNN'e göre, Pentagon ve Beyaz Saray'daki değerlendirmeler giderek daha karamsar bir tabloya işaret ediyor. Uluslararası petrol göstergesi olan Brent petrolün varil fiyatı 100 doların üzerine çıktı.
Küresel piyasada petrol akışındaki daralma üretim zincirini ciddi şekilde etkilerken depolama kapasitesinin dolması nedeniyle büyük üreticiler üretimi durdurma noktasına yaklaşıyor.
Kuveyt, Irak ve Birleşik Arap Emirlikleri depolama tanklarının dolması halinde petrol kuyularını kapatmak zorunda kalabileceklerini değerlendiriyor. Uzmanlara göre bu kuyular kapatıldığında yeniden faaliyete geçirilmesi son derece zor olacağı için küresel ekonomide ciddi bir arz açığı ortaya çıkabilir.
CNN'e konuşan eski bir üst düzey yönetim yetkilisi, 'Bu piyasa koşulları devam ederse operasyonun ölçeği ve kapsamının yeniden değerlendirilmesi gerekecek. Acil bir çözüme ihtiyaç var ve Beyaz Saray bunun farkında' ifadelerini kullandı.
HÜRMÜZ'DE ASKERİ REFAKAT PLANI
Petrol yöneticileri, piyasa analistleri ve diplomatlara göre krizi kısa vadede çözebilecek tek seçenek ABD Donanması'nın tankerleri korumak amacıyla bir refakat operasyonu yürütmesi.
ABD merkezli CNN'e göre, Trump yönetimi içinde son bir haftadır en yoğun tartışılan konulardan biri bu operasyonun zamanlaması ve koşulları oldu. Yönetim içindeki görüşmeler, ABD deniz kuvvetlerinin aktif bir çatışma bölgesine gönderilmesinin yaratacağı riskleri analiz etmeye odaklanıyor.
Bir kaynak, Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut durumu 'Ölüm Vadisi' olarak nitelendirdi. USS Abraham Lincoln uçak gemisi saldırı grubu bölgede hazır beklerken denizdeki taktik tablo son derece riskli görünüyor. İran'ın boğazı geleneksel donanması ile daha saldırgan bir yapı olarak bilinen Devrim Muhafızları güçleri arasında fiilen ikiye böldüğü belirtiliyor.
İRAN'IN DENİZ STRATEJİSİ
Habere göre, Devrim Muhafızları unsurları dağınık şekilde konuşlandırılmış mayın döşeme gemileri, patlayıcı yüklü intihar botları ve kıyıya konuşlandırılmış füze bataryalarından oluşan bir savunma hattı oluşturma kapasitesine sahip.
ABD gemileri şu anda İran'daki operasyonları desteklerken boğazın en tehlikeli geçiş noktalarından kaçınmaya çalışıyor. Ancak tankerleri korumak için yürütülecek bir refakat görevi, savaşın gidişatına doğrudan stratejik bir avantaj sağlamadan ABD deniz araçlarını büyük risk altına sokabilir.
Uzun süredir üzerinde çalışılan plan, ABD muhriplerinin tankerleri İran tehditlerinden koruyacak şekilde konumlanmasını ve Kıyı Muharebe Gemilerinin destek vermesini öngörüyor. İstihbarat değerlendirmeleri ise İran'ın doğrudan Körfez'e giren gemilere saldırmak yerine, tam yüklü tankerlerin çıkış yolunda hedef alınmasını tercih edebileceğini gösteriyor.
'ŞOK ETKİSİ' SENARYOSU
Analistlere göre İran'ın olası saldırı stratejisinde 'şok etkisi' yaratacak hedefler öncelikli olabilir. Bu kapsamda ilk hedefin 'Beyrut bombası gibi patlayabilecek' sıvılaştırılmış doğal gaz tankerleri olabileceği, ardından ise çevresel ve ekonomik kaosu büyütmek amacıyla petrol tankerlerinin hedef alınabileceği değerlendiriliyor.
CNN'e göre, refakat operasyonunun başlatılacağına dair en güçlü işaretlerden biri ABD ve Körfez İş birliği Konseyi ülkelerinin boğaz çevresindeki hedeflere yönelik saldırılarının artması olabilir. Washington'un İran'a ait bazı deniz üsleriyle ilgili istihbaratı Körfez ülkeleriyle paylaştığı ve bu hedeflere yönelik saldırıların refakat operasyonunun öncüsü olabileceği ifade ediliyor.
İÇ POLİTİK BASKI ARTIYOR
ABD ordusu İran'ın savunma pozisyonlarının zayıflaması halinde uygulanacak planları ve lojistik seçenekleri değerlendirmeyi sürdürürken, Trump yönetimi piyasalardaki dalgalanmayı azaltmak için alternatif araçlar da arıyor.
Habere göre, yönetim içindeki bazı yetkililer mevcut piyasa bozulmasının kısa vadeli bir sıkıntı olduğunu, uzun vadede küresel enerji arzı için daha istikrarlı bir düzen yaratabileceğini savunuyor. Ancak kriz Trump için yalnızca jeopolitik bir mesele değil, aynı zamanda iç politika açısından da kritik önem taşıyor.
Kasım ayında yapılacak ara seçimler yaklaşırken, benzin fiyatlarında yaşanacak olası artışın siyasi açıdan ciddi bir risk oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Yönetim petrol vadeli işlemleri üzerinden piyasaya müdahale planlarını reddederken Stratejik Petrol Rezervi'ni (SPR) kullanma konusunda da temkinli davranıyor.
Petrol sektöründe ise genel görüş tek bir noktada birleşiyor. CNN'e konuşan bir petrol yöneticisi, 'Asıl odak noktası boğazı temizlemek olmalı. ABD Donanması tankerlerin güvenliğini garanti edene kadar küresel ekonomi 34 kilometre genişliğindeki bir su şeridi tarafından rehin tutulmaya devam edecek' dedi.



















