Bin 300 Yillik Türbede Mukabele Gelenegi Sürdürülüyor

Bin 300 Yillik Türbede Mukabele Gelenegi Sürdürülüyor

Karadeniz Bölgesi’nde inanç turizminin önemli merkezlerinden olan Seyyid Bilal Türbesi Camisi’nde Ramazan ayinda asirlik mukabele gelenegi yasatiliyor.

"Basini vermeyen sehit" olarak bilinen ve Sinop’ta sehit düstügü noktaya türbesi yapilan Seyyid Ibrahim Bilâl Hazretleri’nin türbesi, Karadeniz Bölgesi’nde inanç turizminin önde gelen mekânlarindan olarak biliniyor. 13 asirlik türbe içerisinde bulunan 234 yillik camide her yil Ramazan ayi gelenegi olan mukabele kültürü yasatiliyor.

Hz. Muhammed’in 4. kusak torunu

Türbe hakkinda bilgi veren Seyyid Bilâl Camisi Imam Hatibi Selahattin Baskaya, “Seyyid Bilal Hazretleri, Peygamber Efendimizin dördüncü göbek torunu oluyor. Ayni zamanda din ve Islam’i yaymak için seferlere katilarak, Istanbul’un fethi için yola çikmislar ve bu yolculuk tamamlanamadan, denizdeki firtinaya yakalanarak Sinop limanina siginmislar. Sinop’ta yapmis olduklari tekfurla mücadelelerinde sehit olmus bir Allah dostudur” diye konustu.

Türbenin Anadolu Selçuklu döneminde yapildigini kaydeden Baskaya, “Aleaddin Keykubat döneminde 1280 yilinda yapilmistir. Cami de 1789 yilinda Sinop’u ziyaret eden Osmanli deniz komutani Cezayirli Ali Pasa tarafindan yaptirilmis bir eserdir. O günden bu güne Seyyid Bilal Hazretleri, ülkemizin ve dünyanin degisik yerlerinden insanlar tarafindan çokça ziyaret edilen bir mekândir. Bana göre Istanbul’da Eyüp Sultan, Konya’da Mevlana, Ankara’da Haci Bayram Veli Hazretlerinin mekani neyse Seyyid Bilal Hazretleri’nin mekani da oldukça önemlidir” seklinde konustu.

Cami cemaati mukabele gelenegini bu yil da önemli degere sahip olan camide gerçeklestirmekten mutluluk duyduklarini ifade ettiler.

Mukabeleye katilan Osman Tosun, 70 yildan beri bu mahallede ikamet ettigini ve bütün ibadetini Seyyid Bilal Camisi’nde gerçeklestirdigini söyledi.



46 yildir caminin cemaati oldugunu belirten Erdogan Demirci, “1977 yilindan beri bu caminin cemaatiyim. Mümkün oldukça hem buraya geliyoruz, namazimizi ibadetimizi yerine getiriyoruz, orucumuzu tutuyoruz. O büyük bir zat, herkese nasip olmuyor böyle bir mekân” dedi.

Büyükten küçügüne bölgede yasayan herkesin Seyyid Bilal Hazretleri’ni bildigini ve türbesini ziyaret ettigini anlatan Recep Karatas, kendisinin de yasadigi sehirde böyle bir türbeye sahip oldugu için sansli oldugunu söyledi.

Ayrica Sinop Il Müftülügü, mukabelelerin ildeki tüm camilerde Ramazan ayi boyunca devam ettigini kaydetti.



"Kesik basini koltugunun altina alarak 700-800 metre kadar mesafeye çarpisa çarpisa gelir"

Sinop Valiligi web sayfasinda Seyyid Ibrahim Bilâl Hazretleri hakkinda yer alan bilgi söyle:

"Tarih MS 675. yil Halife Ömer Bin Abdülaziz Dönemi. Islam ordusu Peygamber Efendimiz’in ’Istanbul’un Fethi’ müjdesine nail olmak için Istanbul’u kusatir. Bu kusatmaya destek olmak gayesiyle Horasan’dan, Islam’i yeni seçen ve savas basarilariyla ünlü Türk gönüllülerle birlikte yola çikan Peygamber Edendimizin torunu Hz. Hüseyin soyundan Seyyid Ibrahim Bilal Hazretleri’nin gemisi, Karadeniz’de siddetli bir firtinaya yakalanir. Günlerce Karadeniz’in azgin dalgalariyla bogusan ve henüz denize alisik olmayan Seyyid Ibrahim Bilal Hazretleri ve Alperenler aç, susuz, yorgun Sinop Limani’na demir atmak zorunda kalirlar. Günün sartlarina göre vergilerini öder, Sinop Tekfuru’ndan konaklama izni alirlar. Seyyid Ibrahim Bilal Hazretleri yorgun ve hasta askerleriyle dinlenmeye çekilmistir. Sinop Tekfuru önce izin vermesine ragmen bu kararindan cayar ve haince bir gece baskini düzenler. Birçok Alperen, sehrin Selçuklularin eline geçmesinden sonra Sultan Alaaddin Keykubat tarafindan yaptirilan bugünkü Alaaddin Camii’nin oldugu yerde kahramanca çarpisa çarpisa sehit olur. Çevresi Tekfur ve askerleriyle sarilan Seyyid Ibrahim Bilal Hazretleri düsmani yararak bu baskindan siyrilmak ister. Günümüzde Hükümet Konagi’nin bulundugu semtte, meydan kapisindan çikmak üzere çarpisirken çatismanin en siddetli aninda Tekfur’un bir kiliç darbesiyle mübarek basi, tipki Kerbela’da ceddi Hz. Hüseyin’in(radiyallahu anh) de oldugu gibi gövdesinden ayrilir ve yere düser. Hemen kesik basini koltugunun altina alarak su anda türbesinin bulundugu yere, yaklasik 700-800 metre kadar mesafeye çarpisa çarpisa gelir. Basini yere ihtimamla yerlestirir, kendisi de kibleye müteveccihen sanki basi hiç kesilmemisçesine uzanir ve orada ruhunu Rahmet-i Rahman’a teslim eder. Bu hazin olay orada bulunan ahali tarafindan da hayretle izlenir. Bu apaçik kerameti gören Tekfur hemen çatismayi durdurur ve böyle ulu bir kisiyi öldürdügü için pisman olur, yarali Müslümanlara iyi davranir ve sehitlerin Islam geleneklerine göre gömülmesine izin verir."
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile