(özel)
Mersin Genç İşadamları Derneği (MEGİAD) Başkanı Alper Gürsoy, çok karamsar olmamakla birlikte ekonomik açıdan 2012’nin 2011’den biraz daha zor geçeceğini düşündüğünü söyledi.
Avrupa’daki krizin devam etmesi durumunda Türkiye’nin de bundan mutlaka etkileneceğini belirten Gürsoy, Türkiye’nin çıkış yolunun Ortadoğu Pazarı olduğunu savundu.MEGİAD Başkanı Alper Gürsoy, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, 2011 yılında dünya, Türkiye ve Mersin ekonomisinin nasıl geçtiğini ve 2012 yılından beklentilerini değerlendirdi. Avrupa’daki kriz, Arap Baharı, Euro ve dolarda Türkiye’deki dalgalanma, cari açık ve şike operasyonunun bu yıla damgasını vurduğunu ifade eden Gürsoy, Avrupa’da yaşanan ekonomik krizin dünya ve Türkiye üzerindeki etkilerine değindi. Gürsoy, Avrupa’daki krizin, yaklaşık 3 yıl önce patlayan ama ameliyat edilmeden pansumanla geçiştirilen problemlerin bugün daha fazla açılması ve büyümesiyle bugüne kadar gelen ve Euro bölgesini sarsan, ancak Almanya ve Fransa’nın desteğiyle ayağa kalkabilecek bir kriz olduğuna işaret etti. Bu noktada Avrupa Merkez Bankası’nın ne yapacağının çok önemli olduğunu ifade eden Gürsoy, şimdi dikkatlerin Ortadoğu’ya çevrildiğini, çıkış yolunun da bu pazar olduğunu vurguladı. Avrupa Merkez Bankası’nın piyasaya likiditeye ve pansuman yapmaya devam etmesi durumunda, krizin 2-3 sene sonra yine öteleneceğini dile getiren Gürsoy, “Bu Türkiye’yi elbette etkiler çünkü bizim de ihracatımızın büyük bir kısmı Avrupa’ya. Bu bizi mutlaka etkileyecektir fakat Avrupa’yı daha çok etkileyecektir, çünkü Almanya ihracatının tamamına yakınını yine Avrupa’ya yapıyor. Dolayısıyla Avrupa bizden daha fazla etkilenecektir. Bizim burada tek çıkış yolumuz; önümüzdeki dönemde dünyanın alışveriş merkezi olacak Ortadoğu ve Arap Pazarı. Çünkü Avrupa artık büyümüyor, aksine geriliyor, yaşlılık çok yukarıda. Türkiye’de ise nüfusun yüzde 50’si 28 yaş altında, çok dinamik bir nüfusa sahibiz. Dolayısıyla çıkış yolu bence yine Ortadoğu. Doğu Asya ve Rusya’nın da tüm dikkati Ortadoğu’da. Çünkü bu pazarı açacak olan anahtar Ortadoğu, oranın pazarını da açacak olan Ortadoğu. Oradaki karışıklıkların önümüzdeki yıl büyük çoğunlukla çözüleceğini düşünüyorum. Suriye’deki sorunun da önümüzdeki yıl çözüleceğini düşünüyorum” dedi.“TÜRKİYE RO RO SEFERLERİNE AĞIRLIK VERMELİ”Türkiye’nin Avrupa ve Ortadoğu’daki ürünlerin transferindeki önemine vurgu yapan Gürsoy, bu çerçevede Türkiye’nin ro ro seferlerine çok ağırlık vermesi gerektiğinin altını çizdi. “Suriye’nin bizim kamyonlarımıza koyduğu vergi ortada, sattığı yakıtın litresi ortada. Dolayısıyla Türkiye’nin Avrupa’dan gelen ürünlerin Ortadoğu’ya pazarlanması veya Ortadoğu’dan gelen ürünlerin Avrupa’ya gitmesi konusunda bir üs olacağını ve o ro ro seferlerine çok ağırlık vermemiz gerektiğini düşünüyorum” diyen Gürsoy, ro ro seferlerinde birçok farklı hat açılması gerektiğini de kaydetti.“KAR ARTIK GİDERDE SAKLI”Özellikle Avrupa ve Ortadoğu açısından çalkantılı geçen 2011 yılını Türkiye açısından değerlendiren ve 2012 beklentilerini aktaran Gürsoy, Türkiye’de dolarda, Euro da olması gereken, uzun zamandır ertelenen ve cari açığı hortlatan konunun döviz olduğuna dikkat çekti. Dövizin devalüe edilmesinden sonra Türk parası karşısında dolar ve Euro’nun olması gereken yere yaklaşmasıyla birlikte önümüzdeki yıl cari açığın düşeceğini düşündüğünü ifade eden Gürsoy, bu durumun büyümeyi biraz etkiyebileceğini dile getirdi. İç pazarda, özellikle perakendeci pazarı olan inşaat, otomobil ve beyaz eşya sektörlerinde bir daralma olabileceğine işaret eden Gürsoy, “Çünkü bütün krizlerde ekonominin yavaşlamasında veya şahlanmasında ilk artan üç sektör vardır ve bu üçüdür. Çok büyük bir azalmayı kimse öngörmüyor, yüzde 5-10 arasında bir daralma olabilir. Önümüzdeki yıl artık Türkiye’nin gider ekonomisinde, giderleri yönetebilir bir pozisyonda yer alacağını düşünüyorum. Şirketlerin de artık buna alışması lazım. Sadece gelir odaklı bir yönetim değil, gider odaklı bir yönetimde, sadece devletlerin değil, şirketlerin de kemer sıkma politikasına dahil olmaları gerekir. Çünkü kar artık giderde saklı. Zaten hükümet ekonomi politikasını bunun üzerine yapıyor, bütçeleri tutturmadan para harcamıyor, bütçeleri tutturmaya çok önem veriyor. Bugün sıkıntıda olan Yunanistan’a baktığınızda, geliri giderinden az olduğu için bu sıkıntıları yaşıyor. Borçlanma da kolay olduğu için borçlanıp maaş ödüyor, giderlerini ödüyor. Dolayısıyla Türkiye’deki KOBİ’lerin buna ayak uydurması gerekir. Gerek hizmette gerek perakende sektöründe inovatif düşünce, farklı pazarlama teknikleri, bundan sonraki süreçte internet medyası, internet pazarlaması çok öne çıkacak çünkü bunlar ücretsiz. Artık şirketlerin bunlara ayak uydurup, bunlarla çalışıyor olması lazım” diye konuştu.“DAHA FAZLA KAR GETİRECEK FARKLI ÜRÜNLERE YÖNELMELİYİZ”Mersin ekonomisini de değerlendiren Gürsoy, Mersin’in Ortadoğu’ya açılan bir kapı olduğunun altını çizdi. Mersin için lojistik, turizm, tarım, liman ve bakliyatın çok önemli olduğuna vurgu yapan Gürsoy, 2011’in Mersin’de tarım açısından çok iyi bir yıl olmadığını söyledi. Daha fazla kar elde edilebilecek, girdileri aynı, çıktıları ise daha fazlaya satılacak farklı ürünlere yönelmek gerektiğini savunan Gürsoy, şöyle devam etti: “Bugün Limonlu bölgesinde muz seraları yapılmaya başlandı. Muz üreticileri, ürünlerini çok daha pahalıya sattıklarını ve aynı metrekareden daha fazla ürün aldıklarını söylüyorlar. Bu anlamda yeni teknolojiyi, günümüze uygun tarım uygulamalarını düşünmemiz lazım. Mersin Limanı ile ilgili güzel gelişmeler yaşanıyor. Bakliyatta ise 2011’de çok inişli-çıkışlı bir dönem yaşandı. Mersin’de dünya piyasasını belirleyen bakliyatçılarımız var. Hem Avrupa’daki ekonomik kriz hem Ortadoğu’daki karışıklık bakliyattaki fiyatları da çok etkilemiş gibi gözüküyor. 2010 yılına göre 2011 yılında bakliyatçılar biraz daha şikayetçi. Ben, 2012 yılında bakliyatın daha yukarıya doğru, pozitif anlamda gelişeceğini düşünüyorum, problemleri aştığımız sürece.”Ekonomistlerin, ‘2012 yılında daha likit kalın, neyle kazanıyorsanız o para birimiyle borçlanın, nakitte kalın, işletmelerinizi daha uzun vadeli borçlanın’ gibi önerileri olduğunu ifade eden Gürsoy, “Bunu hep beraber yaşayacağız 2012’de. Fakat 2012’de bu önerilere baktığımızda bir parça gayrimenkul fiyatlamasında fiyatların eskisi kadar yukarıya tırmanmayacağını görüyoruz. Özellikle arsa fiyatlaması Mersin’de oldukça yüksek ve yatırım-fayda analizine baktığımızda da kent girişlerinin fiyatları, özellikle Mersin’in batı girişinin fiyatı oldukça yüksek. Bu nedenle yatırımcı çekmiyor” ifadelerini kullandı.“2012 2011’DEN DAHA ZOR GEÇECEK”2012 yılından beklentilerini de sıralayan MEGİAD Başkanı Gürsoy, 2012’den çok fazla karamsar bir beklentisi olmadığını, ancak 2012’nin 2011’e göre biraz daha zor geçeceğinin göründüğünü belirtti. Türkiye’de özellikle son alınan cari açığı kapamaya yönelik tedbirler ve Avrupa Merkez Bankası’nın tekrar Avrupa’da bir likidite vermesiyle birlikte 2012’nin 2011 yılından çok farklı geçmeyeceğini iddia eden Gürsoy, şunları söyledi: “Bazı sektörlerde iniş, bazılarında çıkış olabilir. Eğer Avrupa Merkez Bankası tahmin ettiğimiz kararı alırsa bu konuda tekrar Euro bölgesindeki likidite fazlalığı bizim ülkemize pozitif yönde etki yapacaktır.”“YATIRIMCIYI MERSİN’DE KIRMIZI HALILARLA KARŞILAYALIM”Mersin’in ise 2012 yılında yatırımcının önünü mutlaka açması gerektiğinin altını çizen Alper Gürsoy, bugün Ortadoğu’daki karışıklığın azalması, Euro bölgesinin daha rahatlamasıyla birlikte Mersin’de hem bakliyat hem lojistik anlamındaki birçok sektörün rahatlayacağını kaydetti. Bunun da Mersin’e olumlu yansımaları olacağını söyleyen Gürsoy, şöyle konuştu: “Yeter ki, biz turizmde ve tarımda inovatif düşünüp farklı alanlara dikkat çekelim, insanların farklı şeyleri düşünmesine yardımcı olalım. Yoksa turizmde ve tarımda gelişme diğer bölgelerdeki gibi olmazsa geri kalır ve 3-5 sene kaybederiz. Bu anlamda Mersin’den çok umudum var. Yeter ki, muhalefet etmeyelim, her düşünceye açık olalım. Çünkü ‘Alata bölgesi turizm bölgesi olmamalı, tarıma uygun bir bölge niye turizme açılıyor’ diye muhalefet edersek yatırımcının önünü açamayız. Alata bölgesi olmazsa daha farklı bir bölge varsa orayı açalım ama hızlı açalım. Önümüzdeki yıl Mersin’in batı bölgesine 10-12 bin yataklık bir yatırımcıyı getirebilecek alanlar yaratalım. Biz yarattıktan sonra yeri Alata olmasın da başka bir yer olsun ama yeter ki yatırımcı gelsin. Tarımda da artık inovatif şeylere ihtiyaç var. Yetiştirdiğimiz ürünün kilosunu daha fazlaya satacak ürünlere ihtiyacımız var. Bununla ilgili hem STK’ların hem devletin hem ajansların hem de yatırımcının yapabileceği çok şey var. Gündeme getirmek lazım. Mersin şanslı illerden biri. 2013 Akdeniz Oyunları, Mersin’in önümüzdeki yıl muhtemelen bir şantiye haline gelmesi, havalimanımızın bu ay ihaleye çıkmasıyla birlikte kenti çok ileri götüreceğini düşünüyorum. Bu anlamda umudum yüksek. Mersin bir sıçrama yaşıyor. Yeter ki farklı sesler, farklı düşünceler ortaya çıksın, harmanlansın. Kamuoyunun, yöneticilerin, bürokratların dikkatini daha farklı noktalara çekelim ve kabuk değişen bu yapının içerisinde yatırımcıya kimse engel olmasın. Benim kentten tek dileğim bu. Kimse yatırımcıya muhalefet olmasın, yatırımcıyı Mersin’de kırmızı halılarla karşılayalım.”



















